Battle of Winterfell sonrası tam da tahmin ettiğim gibi orta şeker bir bölüm izledik. Zaten Emilia Clarke, 5. bölüm için bulabildiğiniz en büyük ekranı bulun ve oradan izleyin dedi. Bir önceki bölüm yazımda savaşın 5 ve 6’ya sarkacağını yazmıştım zaten. Ama seyircilerin yorumlarını okurken şunu fark ettim: Artık hiçbir şeye tahamülümüz yok. Sürekli savaş olsun istiyoruz. Hep bir aksiyon olması lazım. Bir önceki bölüm devasa bir savaş vardı, onu da beğenmedi kimse. Merak ettim, acaba bu kadar seyirci bu diziyi 8. sezona kadar nasıl izledi? Her neyse… Bölüm artık sonun hazırlığıydı. Kronolojik olarak ilerleyip neleri kaçırdığımızı ve neleri yanlış yorumladığımızı bir gözden geçirelim.

7 Krallık İçin Ölenler

Bölüme, bir önceki bölümde ölenlerin yakılması ile başladık. Jon’un ölenler için yaptığı konuşma sonrası hepsi, değer verdikleri bir karakterin başına geçti. Aile yapısı üzerinde takılı kalan Sansa, Theon’un başına geçti. Kral olmak olmamak arasında kalan Jon, onu hep kral olarak gören Lyanna’nın başına geçti. Kaderinin peşinden giden Arya, kaderin en büyük isimlerinden Beric’in başına geçti. Sevilmekle alakalı sıkıntıları olan Dany ise, Jorah’ın başına geçti. Ve Jorah’a, belki de ilk öpücüğünü vermiş oldu. En azından benim hatırladığım. Valar Morghulis!

Starbuckslı Kutlama

Ölümü yendikten sonra ölümüne kutlama yapan bir Winterfell gördük. Burada en çok konuşulan şey tabii ki unutulan Starbucks bardağı oldu. Arkadaşlar, izlediğiniz dizilerde/filmlerde gözünüzden kaçan bir sürü hata vardır. Bu sezonu o kadar dikkatli izliyorsunuz ki o hataları “zorla” bulmaya başladınız. Gandalf’ın saatini görmüş biri olarak yazıyorum bunu. Bu tarz hatalar her film ve dizide oluyor. Bu o filmi ya da diziyi kötü kılmaz. Saat hatasına Game of Thrones’da da düşmüşlerdi. Littlefinger kadraja saati ile girmişti. Set görmüş biri olarak, masada unutulan kahve bardağı çok masumdur. Emin olabilirsiniz. Ama oyuncunun elinde kahve bardağı ile oynaması, bunu kimsenin görememesi asıl fecaattir. Game of Thrones’un önceki bölümlerinde yaşanmış bir şeydir. Gerçi kahve de Starbucks değilmiş.

Devam edelim… Tormund’un aşkına kavuşamayacağını anladığı; Sansa ve tazının yıllar sonra ilk defa konuştuğu ve Sansa’nın yaşadıklarını kabul ettiği; insanların Jon’u bir kral olarak gördüğü; Brienne’in yıllardır sevdiği Jaime ile sonunda şömineyi yaktığı; Khaleesi’nin kutlamaya rağmen içinin rahat etmediği bir gece izledik. Mutlu, güzel bir ortam vardı. Gecenin en ilginç kısmı: Dany; Gendry’yi, boş kalan Storm’s End sebebiyle Lord ilan etti. Storm’s End’in böyle bir kaderi var. Tarih boyunca birçok kez boş kalmıştır. Baratheon olmasından ötürü de Gendry, resmi olarak bir aile varisi artık. Bunu Arya ile kutlamaya çalışması ise en büyük hatası oldu. Baratheon’ların kaderinde Stark’lar tarafından reddedilmek var. Robert da Lyanna tarafından reddedilmişti.

Düşünmek İhanet Değildir

Dany ile Jon arasındaki sahne aslında bölümdeki 2 önemli detaydan biriydi. Dany, Jon’dan sırrını açıklamamasını istedi. Ama Jon, polyanna olduğundan illa ki açıklayacağım ama kraliçem sensin diye ısrar etti. Dany’nin ısrarının sebebi basitti: Esas varis benim dersen, seni zorla kral yaparlar. Jon’u buraya kadar getiren de onun isteği ile değildi zaten. Hiç istemediği konumlara, zorla getirilmişti. Dany’nin haklı olduğunu, ileride Tyrion ve Varys’in konuşmalarında gördük. Varys, Dany’nin değil, Jon’un tahtın başına geçmesi konusunda ısrarcı. Tyrion’u bile ikna etmeye yaklaştı. Burada şunu sorabilirsiniz? Tyrion’a Jon’un Targaryen olduğunu Sansa mı söyledi? Bran ile yaptığı uzun sohbet sonucunda öğrenmiş de olabilir.

Dany, açık bir şekilde Jon’a: Seni çok seviyorum ama o taht için seni bile harcarım dedi. Bu ilk adımdı. Dany’de delirmeye doğru giden bir emare var. Babası Aerys ile aynı özellikleri taşıyan bir delirme olmasa da sonuçta o kan Dany’de var.

Burada, Tyrion ve Varys ne yapacağı çok önemli. Kendi aralarında bir taht kavgası başlatmak üzereler. Ve eminim ki, birileri Jon’u iteklese, Jon o masum bakışı ile “elimde değil” diyecek ve tahta oturacaktır. Bu arada Jon’un halamla öpüşemem kaçışı da gözlerden kaçmadı. Tyrion ve Varys’in de hala sohbetine girmesi güldürmedi değil. Konsey dediğin de dedikodu yapar sonuçta.

Savaş Toplantında Gelin-Görümce Kavgası

Jorah yok. Grey Worm zaten ver gazı saldırayım diye bekliyor. Dothrakilerden birkaç kişi kaldı onlar da lider değil. Jon desen polyanna. Savaş taktiği masasındaki tek gerçek komutan: Davos. O da ağzını bile açmadı. Arya, Sansa, Tyrion, Varys, Brienne, Dany’den oluşan bir taktik masasında mantıklı bir şey çıkması mümkün değildir. Hele ki karşınızdaki Euron ise hiç mümkün değil. Tyrion’un ağırlığı, 7. sezonla beraber zaten bitmişti. İş politikadan çıkıp savaşa geçince, hep yanlış tercihler yaptı. Sonuç itibariyle şuan o masada gerçekten düzgün bir taktik yapmak mümkün değil. Çaresizlik zaten o kadar belli oluyor ki, Dany artık “salın beni ben Drogo ile dalayım” diyor. Sıradaki bölüm alabildiğine savaş olacak. En azından bol aksiyon izleyeceğiz. Fakat bunu nasıl yapacakları inanın ben de bilmiyorum.

Ejderhayı Vurmasınlar

Siz kalenin kapısının önünde bekleyin, gemiler gelirse ejderle yakarız olur biter. İçeridekilerin açlıktan ölmesini bekleriz. Orta Çağ döneminin en meşhur taktiklerinden. Savaşmak istemeyen ordular, halkı açlığa iterler. Fakat kimse de demedi ki onlar bunu düşünmüyor mu diye?

Taktik masasında taktik veremeyecek insanlar olursa; Jon gibi aslında zeki biri el pençe olup “kraliçem çok yaşa” diye tribe giriyorsa, üzgünüm ama o gemiler de batar, Ejderhayı da vururlar. Şimdi burada 3 soru var, tek tek cevaplayalım.

1. Dany, ejderhaları ile o gemileri nasıl görmedi. Bunun cevabı o kadar basit ki. Sahneyi bir daha izlerseniz, Dany’nin keyfi yerinde ve aşağıya ya da etrafa hiç bakmıyor. Sadece bir önceki bölümde yaralanan ejderhasının tekrar uçabilmesinden ötürü keyifli. Yamacın arkasından çıkan gemileri görmedi, zaten göremezdi de.

2. Euron nasıl bu kadar iyi nişancı? Cevabı basit. Bronn, geçen sezon nasıl ballistayı ilk kullanışında Dany’nin ejderlerinden birin vurmayı başardıysa, Euron da o sebeple vurdu. Euron, evrenin her köşesine gitmiş başarılı bir savaşçı. Bir sürü savaş görmüş biri. Ki, 3 ballista oku yiyen ejderhanın her oku Euron’a ait değil, olamaz. Espri amaçlı nasıl olur da headshot atar diyenler, onu kimin attığı belli değil.

3. Ejderhaların ölmesi bu kadar kolay mı? Aynen, bu kadar kolay. Westeros evreninde görülen son ejderler Aegon ve kız kardeşlerinin ejderleriydi. Aegon’un ejderi Balerion, o kadar büyüktü ki Dany’nin 3 ejderini koysan bir Balerion etmezdi. Aegon, fantastik hiçbir şeyin olmadığı bir Westeros’a ejderi ile girdiğinde, insanlar ne yapacaklarını bilemediler. O zamanlar durum daha vahimdi. Rakiplerinin ejderleri olduğunu bile bile orduları Aegon’un üzerine sürüyorlardı. Bu sebeple 3 kardeş Westeros’u rahatlıkla fethetti. Fakat tek akıllı Dorne yani Marteller çıkmıştı. Onlar yenilmediler çünkü onlar Qyburn’e ilham olan ballistayı icat ettiler ve ejderlere karşı kullandılar. Meraxes, Dorne savaşında gözünden vurularak ölür. Kitaba göre ejderler sadece gözünden vurulabilir. Gerçi o mesafeden nasıl headshot attı diyen seyirci gözünden vurulma durumunda neler demezdi. Dany’nin ejderleri 8 sezondur var. 8 sezonda geçen süre ne kadar bilmiyoruz ama ejderlerin varlığını bilen herkes hazırlık yapabilirdi. Qyburn yaptı. Qyburn, şuanda Westeros’un en zeki karakterlerinden biri. Gene, geçen sezon, Qyburn bize Balerion’un kafatası üzerinde, Ballista denen aletin ne kadar güçlü olabileceğini göstermişti. Balerion’un kafasını delen bir ok, Dany’nin ejderlerini parçalardı, parçaladı da.

Dracarys!

Dany, ejderinin ölmesi ile iyice babasının kıyılarına kaymaya başladı. Şehri yakmak, artık kafasındaki tek seçenek gibi. Çünkü Cersei ve Euron, ne yaparsa yapsın hep önünde. Sonuçta savunma yapmak daha kolaydır. Gemilerin batmasından sonra Missandei’nin yakalanması, Dany’nin kozunu iyice zayıflattı. Ufak bir bölük ile kale kapısına dayanan Dany, Tyrion’u son kez konuşmak için önden gönderdi. Tabii bu konuşma da pek bir işe yaramadı.

Burada herkes şunu soruyor. Cersei, orada bir sürü okçu ve ballista varken neden hiçbirini öldürmedi. Dany’yi öldürseydi de iş bitseydi. Orta çağ kuralları diye bir şey vardır. İzlediğiniz tüm film ve dizilerde, savaş öncesi komutanlar ya da sözcüler devasa orduların ya da kalelerin önünde böyle konuşmalar yaparlar. Tarihde ve sinema/dizi dünyasında gördüğüm bu konuşma sırasında “birini” öldüren tek kişi de Aragorn’dur. O sahnenin de mantığını tartışabiliriz. Orta çağ kurallarının geçerli olduğu dönemlerde, evet garip gelebiliyor olabilir size, krallar ya da sözcüler, rakip/düşman ordularının önüne gelir, sohbet ederlerdi. Kimse de ok atmayı aklından bile geçirmezdi.

Neyse… Onun yerine Cersei, Missandei’yi öldürerek savaşın fitilini ateşledi. Zaten amacı da buydu. Missandei’nin son sözü: Dracarys oldu. Kısacası, hepsini yak! Aerys’in meşhur sözü geliyor akla: Burn them all!

Jon tarafından reddedilmek ilk adım, Missandei’nin ölümü ise ikinci adım oldu. Dany’nin suratındaki nefret, sadece savaşın başladığı anlamına gelmiyor olabilir. Bu, onun delirebileceği ve dizi sonunu belki göremeyeceği anlamına da gelebilir.

Ah O Yeşil Gözler

Dany ve Cersei’nin meydandaki psikolojik savaşında en dikkat çeken nokta, Cersei’nin gün ışığında parıl parıl parlayan yeşil gözleriydi. O kadar güzellerdi ki akla bir sahneyi getirdi. Arya ve Tazı’nın yola çıkma sahnesi. Geçen bölüm kafaları karıştıran bir şey olmuştu. Kahverengi gözler Walder Frey demiştik. Mavi gözler Night King demişti. Yeşil de Cersei olmalı demiştik. Ama Cersei’nin de Valonqar kehaneti var ve sevdiği biri tarafından öldürüleceği söylenmişti. Valonqar mı haklı çıkacak, Melisandre mi? Bölüm öncesi düşündüm. Dedim ki, tamamen sallıyorum: Arya, King’s Landing’e gidip Jaime ya da Tyrion kılığında Cersei’yi öldürebilir mi? Cersei için sevdiği kişi olacaktır ama esas öldüren Arya olacaktır.

Bu teoriyi birine yazdığımda bölüme 3 gün vardı. Son bölümde Arya ve Jaime de King’s Landing’e doğru yola çıktılar. Tesadüf. Ne kadar Jaime’nin ihanet edeceğini düşünmesem de Arya’nın bir şekilde birinin yüzünü aldığını ya da alacağına emin gibiyim. Sanki Arya, yine son dakika golü atıp bütün savaşı bitirecek gibi.

Senaryo Çok Kötü!

Her şey artık bir yana, geri dönüş olmayan son 2 bölüme giriyoruz. Buraya kadar okuyan herkese önerim, arkanıza yaslanın ve sadece keyfini çıkarın. Detaylara takılırsanız, sinemadan soğuyabilirsiniz. Sonuçta Gandalf’ın saatini de Minas Tirith gibi büyük bir kale savaşında görmüştük. Sadece keyfini çıkarın, 10 seneyi kapatmaz üzeresiniz.

Senaristleri eleştirenleri görüyorum. Bu konuda şunu söylemek gerek: Hayranlıkla izlediğiniz Game of Thrones, her daim D.B. Weiss ve David Benioff’un dizisiydi. Evren ve içerik ne kadar Martin’e ait olsa da, diziyi izlenebilir, ilgi çekici kılan onlardı. Hala da bunu yapıyorlar. Tek fark, artık Martin’in içeriğinden çıkıp, Martin’in yapabileceği olası bir finali yapıyorlar.

Hani diyorsunuz ya, eskiden güzeldi şimdi saçmalıyorlar diye. Eskiden bayılarak izlediğiniz dizi bu 2 yapımcının eseridir. Örneklendirmem gerekirse: Robert Baratheon’un ölümünü değiştirdiler; Kara Su savaşı dizide izlediğimiz gibi değildi; Renly karanlık bir cisim tarafından öldürülmedi; Red Wedding bambaşka işliyordu, Catelyn Stark ölü olarak geri dönüyordu; Stanis’in kızını hiçbir zaman yakmıyorlardı; Jorah Mormont hiçbir zaman hastalığa yakalanmıyordu; Sansa Boltonlar ile hiçbir zaman karşılaşmıyordu; Sept of Baelor patlaması zaten kitapta yok; Jon Snow ölümden geri dönmüyordu.

Bu dizide oha dediğiniz her şey D.B. Weiss ve David Benioff’un eseri. Ve tabii ki de onlara bu evreni sunan Geroge R.R. Martin. Şuan yaşanan durum, dizi o kadar büyüdü ki, beklentiler altında eziliyor. Herkes beklenti üzerine izliyor. Bence bunu yapmayın. Akışına bırakın ve tadını çıkarmaya çalışın. Ufak bir tavsiye olsun benden size.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın