Search

Eski Kocam(ız) – Forget About Nick

297

Forget About Nick, Haluk Bilginer’in uluslararası bir filmde başrolde olduğu ilk film. Bu yüzden de göğüslerimizi ayrı bir kabartıyor. Film, 6 Nisan tarihinde seyircilerle buluşmaya hazırlanıyor. Yıllardır süregelen konular aynı, konuların ele alınışı farklı. Çünkü insanlar yaşadıkça, biz bu sorunları hep yaşayacağız.

Alman yönetmen, Margarethe von Trotta’nın İngilizce çektiği ilk film olan Forget About Nick, ülkemizde vizyona girmeden önce, Almanya ve Japonya’da çeşitli festivallerde seyircilerle buluştu bile. Başrolü ise Alman oyuncu Katja Riemann, İsveçli oyuncu Ingrid Bolso Berdal ve Haluk Bilginer paylaşıyor. Film, uluslararası bir derinliğe sahip. Ve filme de Newyork ev sahipliği yapıyor bu süre içerisinde.

Filmdeki mekan seçimleri ve sinematografi fena sayılmazdı. Fakat altını çizmek istediğim bir detay var ki bu çok önemli bir detay. Bizler yani seyirciler Newyork’a izleyici gibi baktık. Uzaktan biri gibi. Klasik Amerikan portresiyle değil. Bu noktada da yönetmen istediğini almış gibi görünüyor. Filme çok ferah ve şık, modern bir ev, ev sahipliği yapıyor. Çünkü asıl nokta o ev. Oyunculuk seçimi de, tam karakterlerin yaşlarına göre seçilmiş. Bu da, gerçeklik katmanını arttıran detaylardan.

Haluk Bilginer’in canlandırdığı Nick karakteri, altmışlı yaşlarındadır. Otuzlu yaşlarındaki ikinci karısını da, yirmili yaşlarının başındaki bir kadın ile aldatmıştır. Tarih tekerrür etmiştir bu noktada. Çünkü, otuzlu yaşlarındaki ikinci karısı ile de, daha önceki kadını aldatmıştır.

Zaman ve mekandan bağımsız olarak, insan karakterinin bu noktada kalıcılığını görmüşüzdür bizler de. Nick’in ilk karısından olma, boyunca büyük bir kızı vardır hatta torunu bile vardır. Fakat alışkanlıkları değişmemiştir. Hali vakti yerindedir ve Newyork’taki evini eski iki karısına bırakır. Zaten olaylar da bundan sonra başlar. Bizler de Jade ve Maria karakterlerinin yeni yaşamına ayak uydurma çabalarını seyrederiz. Ve gülünçtür bu aslında. Çünkü aynı evde yaşamak zorundadırlar. Jade evi satmak isterken, Maria buna karşı çıkar. İkisinin arasındaki sürtüşmeyi izleriz film boyunca. Aslında Nick karakteri arka plandadır. Bizler bu hesaplaşmayı seyrederiz. Bu hesaplaşmayı seyrederken de aslında bir tarafın galip gelmesini istemeyiz. Çünkü iki karakterin de iç yüzünü ve hayata tutunuşunu seyrederiz. Jade, eski bir modelken moda sektörüne atılmış bir iş kadınıyken, Maria da eski bir öğretmen portresini çizer bizlere.

Jade, İsveçli’dir. Maria ise Alman. Fakat Jade, Amerika’da yaşadığı için, Amerikan hayatını daha iyi bilir ve görür. Maria ise, alışkanlıklarını kolay değiştirebilen biri değildir. Bununla birlikte yaşlarının da bu uyum ile bağlantısı vardır.

Filmde, Nick’in kızı ve torunu da bir yerde önemli bir yer kaplar. Jade daha önce Nick’in kızı ile konuşmamasına rağmen, aynı evde yaşadıkları süre boyunca iyi anlaşmaya ve hatta bu anlaşmayı daha ileriye götürmeye karar verirler. Olaylar gelişir. Arada Nick de dahil olur bu olaylara fakat, asıl konu Maria ve Jade arasındadır.

Başrollerin hepsini güzel ve akıcı İngilizce ile görürüz. Haluk Bilginer pek az sahnede olmasına rağmen, sahnede olduğu yerleri doldurması ile bizleri bir kez daha gururlandırır. Nick’in ardında bıraktığı kadınları görürüz. Daha sonrasında da sevgi ve fedakarlığı. Farklı yaşamları olan insanların bir araya gelip birlikte yaşama çabasını da öyle.

Filmin eksi yanı ise, gereksiz uzun olması. Neredeyse iki saat olan film, olayları müthiş derecede yoğurarak anlatmış. Yarım saat eksilse fena olmazdı. Fakat bunun dışında vizyondayken izlenmeye değecek bir film. Haluk Bilginer’i de beyaz perdede özleyenler için güzel bir fırsat.

Reviews

  • Yönetmenlik6
  • Senaryo5
  • Sinematografi6
  • Sanat Yönetimi6
  • Oyunculuk7
  • 6

    Score

User Rating: 0 ( 0 Votes )



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir