90 kuşağı çocukları hatırlar, bizim sinemaya ayağımız Harry Potter sayesinde alıştı. İlk filminden son filmine kadar takipteydik. Hafta sonu sinemaya gider, hafta içi de okulda elimizde cetvellerle büyü yapmaya kalkardık. İnternet yoktu. VCD /DVD  kiralamak da yaygın değildi. Mecbur beyazperdedeki görsel şölenin kıymetini bilmeliydik. Ee çocuk aklı. Bilmediğin şeyi taklit yoluyla öğrenirsin. Büyülerimizin hiçbiri tutmadı ama Harry Potter’ın kıymetini bildik. Kitaplarını aldık, defalarca okuduk. Yetmedi; bardakları topladık, çantalar aradık, odalarımızı posterlerle kapladık. Gerçek hayattan kaçıştı çünkü. Bambaşka bir dünyaydı. Büyüme sorunlarından daha ciddi sorunlar vardı kitaplarda ve en az kitaplar kadar cezbedici filmlerde.

Bugün bize bu dünyayı sunan kadını düşünüyorum: J. K. ROWLİNG. Birleşik Krallık’ın en zengin kadınını… Düne kadar hiçbir şeyi yokken bugün kraliçeden daha zengin kadını… Çocukların ve çocuk kalanların tanrıçası…  Kendisi 31 Temmuz 1965’de Birleşik Krallık’da doğmuştur. Fransızca ve klasik edebiyatlar üzerine eğitim almıştır. Size de Tolkien’i hatırlatıyor değil mi? Fantastik Edebiyat’ın tanrısı Tolkien’de dil eğitimi almıştır ve aldığı eğitim sayesinde Elfçe başta olmak üzere sayısız yapma dil üretmiştir. Fantastik tanrının hayal gücüne denk bir hayal gücü Rowling’e 7 kitaplık bir seri olan Harry Potter serisini yazdırmıştır. Bir büyücülük okulu, büyü öğrencileri, lanetler arasında hayatta kalan arkadaşlıklar, Quidditch sporu kitabın piyasaya çıktığı ilk gün 8,5 milyon satmasına sebep olur. Yardım paralarıyla geçinen bir kadının hayatı değişir.

Böyle başarı elde eden yazarların genelinde ilk efsanenin üzerine çıkma çabaları vardır. Ya seriye devam ederler ya da başka konulara yönelirler. Rowling’den beklenen ilk seçenekti. Ama kendisine devam edecek misiniz diye sorulduğunda hayır, dedi. Onun yerine tam bir fiyasko olan “Boş Koltuk”u yazdı. Büyükler için yazdığını söyledi. Harry Potter sadece çocukların değildi aynı zamanda büyüklerindi de, bunu unuttu. Bir hevesle okunmaya başlanan kitap yarısında kenara atıldı. Beklenen ilgiyi elde edemedi Boş Koltuk. Aslında bu yeni girişime başarısız demek doğru olmaz. Çünkü kitapta konu alınan kasabanın sıkıcı hayatı iyi yapılmış tasvirlerle okuyuca aktarıldı. Okuyucuya “Kitap mı daha sıkıcı kasaba mı?” diye sorulduğunda “kasaba” cevabı alınması bunun kanıtıdır. Takma isimle yazdığı diğer kitaplar gibi Boş Koltuk da beklentiyi karşılamadı. Demek ki bir günde milyarder yapan şey olağanüstü hayal gücüymüş.

Gelelim neden Tanrıça yakıştırmasını hak ettiğine. Öncelikle Fantastik Dünya Edebiyatı Tolkien’le başlar. Gerek edebiyattaki başarısı gerek ticari getirisi hala devam ediyor. Kutsal bilgi kaynağında okuyucuların nabzını yoklarken Tolkien’le Rowling kıyaslamasına denk geldim. Sayıları az değil bu kıyaslama yapanların. Kimisi Tolkien’den yana kimisi Rowling’den. Benim için Tanrı Tolkien’dir. Kimsenin büyüyle sihirle hayali ülkelerle uğraşmazken o ciddiye alıp bir dünya markası yarattı. Aldığı dil ve edebiyat eğitimini yeteneğiyle harmanladı. Yani o kapıyı açtı. Daha 19. yüzyılda… Sonraki YY’da Rowling açık kapıdan içeri girdi. Bir tren yolculuğunda öykü kurguladı. -Yolculuklar hep ilham verici olmuştur.- Birkaç yayınevine götürdü, eli boş geri döndü. Götürdüğü son yayınevi ismin kısaltılması şartıyla kabul etti. Kocaman soru işaretleri oluştu değil mi kafalarda? Nedeni şu ki eğer kitabın yazarının kadın olduğu bilinirse ilgi görmez, bu yüzden ismi mümkün olduğu kadar kısaltıp erkek ismine benzetelim. Şartlar kabul edilmiş ki bugün hala Harry Potter’dan ve onun yaratıcısından söz ediyoruz.

Rowling ve Tolkien karşılaştırmasında söz etmem gereken birkaç şey daha var. Rowling de edebiyat eğitimi almıştı. Tasarladığı büyücülük okulu kitabında gerçek büyülere yer vermiş. Büyülerin kaynağı Latince’dir. Mesela Harry Potter’ın alnındaki yara izini bilirsiniz. Bu yara izi bir büyünün eseridir. “Avada Kedavra” laneti yani. “Avada Kedavra’nın kökü “Abrakadabra”dır. Aramice yani Arami Dili kökenlidir. “Bir kelime gibi kaybol,” anlamını taşır.

Bu benzerliklere kopya demek taş kalplilik olur. Fantastik Edebiyat kendi içinde yazısız kuralları barındırır. Bunlardan biri de dilbilimden yararlanmaktır. Böyle zor kuralları olan bir edebi türde eser veren herkese Tanrı ya da Tanrıça demek doğru olmaz ama Rowling bir Tanrıça. Harika hayal gücü, herkese hitap eden konuları, biraz da gizemli büyüler başarıyla harmanlanınca sonuç ortaya çıkıyor.

Ayrıca Tanrıçamız gayet mütevazi. Hayranlarıyla beraber Potter okumaları da yapmıştır ve kitapları çocuklarına adamıştır.

Tam da bir tanrıça hareketi değil mi?

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın