Yazının içerisinde yer yer keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) bulunmaktadır.

Le Passe’den sonra ülke dışında çektiği film olan Everybody Knows’un hikâyesini İran ile ortak yönleri olan ülkeleri seçtiğini söyleyen Farhadi, İspanya’nın küçük bir kasabasına yerleştirir.

Laura akrabasının düğünü için çocukları ile birlikte İspanya’ya, büyüdüğü kasabaya gelir.  Filmin girişinin kendisi için önemli olduğunu söyleyen Farhadi, “Filmlerimin başlangıcını uzun tutarım. Seyircilerin karakterleri tanımasını isterim” sözlerini haklı çıkartan uzun düğün sahnelerine yer verir filminin girişinde. Düğün eğlencesinin zirveye çıktığı bir anda elektrikler kesilir; çiftliğinden jeneratör getiren Paco’nun böylece sorumluluk üstlenici ve yardımsever olduğunu anlarız. İspanya’nın İran ile nasıl bir ortak yönü olabilir denilebilecek noktada Farhadi, ‘her ülkede saklanmış bir sosyal sınıf çatışması olduğu’nu Javier Bardem’in canlandırdığı Paco karakteri üzerinden gösterir. Laura’nın büyüdüğü evde hizmetçinin oğlu olan Paco, bir dönem paraya ihtiyacı olan Laura’nın ısrarıyla satılığa çıkardıkları çiftliğin sahibi olur.

Adaleti Farhadi’nin, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir olgu olarak gördüğünü de dile getirir eleştirmenler. Adaleti keskin sirke gibidir. Ve onunla birlikte gelen, büyüyen, her yeri kaplayan utanç… Öyle ki aile sofrasında ısıtılıp ısıtılıp önünüze konan şey yemek olsa şükredeceksiniz filmde. The Salesman’da tecavüz eden adamın ailesi önünde rezil edilme ihtimalinin yaşattığı utanç –bu utanç onu kalp krizine sürükler- Everbody Knows’da filmin bütününe yayılır. Fakat bu sefer utanan filmdeki karakterler değil, seyirci… Düğün gecesi Laura’nın yeni yetme kızı yatağında uyuyorken kaçırılır. Kaçıranlar fidye ister. Aile sofrasına konan yemek 300 bin avrodur. The Salesman’da utanç kısa ve acısız iken –adam kalp krizi geçirir, ölür- Everybody Knows filminde yemek sofrası sahnelerinde tekrar tekrar önünüze konan, kırk kere üst üste yenen yemeğin zehirlemesi gibi zehirleyen somut bir hal alır 300 bin avro. İçine düştükleri halin farkında değillerdir; bu yüzdendir seyircinin onların yerine utanması. Laura’nın ailesi Paco’yu, kızlarının sıkışık durumundan faydalanıp çiftliği kelepir almakla suçlar. Yapması gereken çiftliğin kalan parasını ödemektir. Irina da böylece kurtulabilecektir. Bu noktada Paco, böyle bir fedakarlığa mecburiyetini sorgularken onu bu sorumluluğu üstlenmeye zorlayacak gerçek kucağına düşer.

Laura’nın eşi İrina’nın kaçırıldığını öğrenince Amerika’dan İspanya’ya gelir; fakat yapacağı bir şey yoktur çünkü Tanrısı vardır. Şantajcıları O’na havale eder. Tıpkı on altı yıl önce alkol bağımlılığından kendi ifadesiyle ‘Tanrı’nın sarsmasıyla’ kurtulduğu gibi. Onu sarsan Laura’nın Paco’dan hamile kalmasıdır. Kendi günahını Laura’nın günahı ile çıkarmıştır o. Paco’nun parasını bu nedenle kabul etmezken Paco, istihza ile onun mantığına uyarlar çözümü:

“On altı yıl önce sen İrina’yı kurtardın (Laura’nın bebeği aldırmasına karşı çıkmıştır) şimdi de Tanrı sıranın bende olduğunu söylemek istiyordur belki!”

Paco’nun karar vermesi geren yolda iki patika vardır; aynı yere çıkan: Irina ve çocuğu gibi baktığı çiftliği… Oturur. Evin çiftliğe açılan kapısı aralıktır, başını çevirir ve çocuğu gibi baktığı çiftliğini görür. Farhadi, ayağının tozuyla gelmiştir İran’dan ama anlatışında telaş yoktur. Irina kaçırılmışken hayat kendi akışında devam etmektedir; gündelik işleri yaparlar, düğün ertesi kalan konukları güle güle ritüeliyle uğurlar. Kızının kaçırıldığını öğrendiği an Laura (Penelope Cruz) Hollywood filmlerinden alışık olduğumuz bir tepki göstermez; yatak çarşafın arasında sakinleştirici iğnesini olurken ellerinden kollarından tutulmuş halde zorla değil; teslimiyet hali içindedir. “Her şey olacağına varır” sözünün hakkını verir Farhadi. Baba olduğunu henüz öğrenen Paco, sorumluluğu alır ve çiftliği satar, parayı hazırlar. Tam burada devreye giren emekli polisin iki çocuğun da aynı odada yatmasına rağmen küçüğü değil de taşınması daha zor olan büyüğü kaçırmalarının bir sebebi olacağını söylediğinde bu gerçeği herkesten sakladıklarını zannederken herkesin bildiği anlaşılır. Şantajcılar işi sağlama almak istiyorlardır; Amerika’daki babada para yoksa gerçek babada çiftlik vardır; her halükarda para ödenecektir.

Laura ile Paco’nun ilişkisinin gayrimeşruluğunu kullanan şantajcılar günahı günaha katar; yanardağdan kopup şehrin üzerine düşen alev topu gibi düşer ailenin üzerine. Emekli polis, bunu aileden birinin yapmış olabileceğini söyler. Ateş topu kimi yakacağını bilmeden düşer; kimi yanar kimi de yarasını dağlanırken fark eder; Paco gibi. Laura’ya olan sevgisi ona gerçeği kazandırır. Her ne kadar “başınız sıkıştığınızda mı söylemeye karar verdiniz” diye sitem etse de gerçeği saklayanlara…

Filmin senaryosunun yer yer Yeşilçam’a yaklaştığı söylense de Farhadi’nin senaryoyu aile bağları, değerler, adalet gibi olguları, üzerinde yeşertebileceği bir zemin olarak ele aldığını söyleyebiliriz. Bu zemin, ‘klişe’ denilen benzeri senaryolarda üzerinde düşünülecek olgular için değil salt seyirlik için kurulur ve kurulmaktadır. Katilin uşak çıkması klişesi gibi Irina’yı kaçıranların bu prototipe uyacak benzerliklere sahip olması ile emekli polis karakterinin varlığı Everybody Knows’u klişelikle itham ettirse de hiçbir ‘kaçırma- kaçırılma’ Hollywood filminde fidye bulma süreci bu kadar ailenin temelini sarsamaz. Türkiye yapımı film ve dizilerde mahallelinin gerçeklikten uzak bir samimiyetle fidye parasını toplayıp kaçırılanın mutlu mesut ailesine kavuştuğu kof yapımlarla bir tutulması haksız bir değerlendirmedir.

Filmin belediye görevlilerinin sabah temizliği yaparken meydandaki haçı su püskürterek yıkaması ile bitmesi tesadüf değildir. Suların gölgesinde Laura’nın suçlunun kim olduğunu anlayan ablası eşine anlatmaya başlar gerçeği. Bu sefer gerçeği bu kadar geciktirmeden ‘herkes bilecektir’.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın