Eğer birgün ünlü bir yönetmenden sinema dersi alma hakkınız olursa kesinlikle Robert Rodriguez’i seçin. Çünkü diğer yönetmenlerin size öğrettiklerini uygulayabilmeniz için belkide milyon dolarla ihtiyacınız olacak. Anlatırlar da anlatırlar fakat o anlattıklarını yapabilmeniz için gerçekten büyük meblağlara ihtiyacınız olur. Robert Rodriguez’den ders alırsanız şayet, sadece bir kamera, bir tripod ve oyuncular ile nasıl film çekebileceğinizi öğrenirsiniz. Size, en ucuz yolla nasıl film yapılabileceğini en iyi şekilde öğretir çünkü kendisi bu konuda uzman. Sinema tarihinin en ucuzcu yönetmenlerinden biri olan Robert Rodriguez, hala düşük bütçeli filmler çekmeye devam ediyor çünkü bunu seviyor. Adını da hatta aynen bu şekilde duyurmuştur. Quentin Tarantino’nun kankası olan Rodriguez, günümüzün en başarılı B-Film’lerine sahip yönetmenlerinden biri. Keza ünlü Sin City serisinin de sahibi. Yönetmenler hakkında kitaplar okuduğum zamanlarda ilk okuduğum kişi Robert Rodriguez ve onun verdiği sinema dersleriydi. Elinde 1 kamera ve 1 tripod olan beni gaza getirmeyi başarmış, sinema aşkının para ile ölçülemeyeceğini kanıtlamıştı. O sebeple kendisi ufkumu açan yönetmenler arasında.

20 Haziran 1968 Teksas doğumlu olan Roberto Rodriguez’in sinemaya olan aşkı çok erken yaşlarda başladı. Kendisi 11 yaşındayken babası bir kaset dükkanı satın alır. Belkide Tarantino ile kanka olmalarının asıl sebebi burada yatmaktadır. İkisi de kaset dükkanlarında büyümüş kişiler. Gerçi iş tutmaz, dükkanı daha sonra satarlar ama Robert oradan alacağını çoktan almıştır. İzlediği 1981 yapımı John Carpenter’ın Escape from New York filminden sonra “ben sinemacı olacağım” diyen Robert Rodriguez, bu hayal için ilk adımlarını ilerde atacaktır. St. Anthony High School ve University of Texas’da okuduktan sonra hayali olan sinema için  sinema okullarına başvurur fakat notları düşük olduğu için alınmaz. Bu, hayallerinden vazgeçmek adına bir sebep değildi. İlla sinemacı olacaktı. Bir kısa film çekerek buna başlayabilirdi. Fakat ortada para yoktu. Para için çeşitli yollara başvuran Robert, bir tıp merkezine kobay olarak filmi çekmek için lazım olan parayı toplamayı başarır. Topladığı parayla da Badhead adlı kısa filmini çeker ve bu kısa film ile ödül almayı başarır.

Daha ilk kısa filminde ödül kazanan yönetmen tabii ki daha da hırslanır ve kısa filminden tam 1 sene sonra ilk uzun metrajını çekmeye karar verir. O zamanlar 23 yaşında olan Robert Rodriguez, ilk uzun metrajı için köşeye sadece 7 bin dolar ayırır. Adını El Mariachi koyduğu filmin yönetmeni de, yapımcısı da, montajcısı da, görüntü yönetmeni de kendisi olur. Zor şartlarda çektiği El Mariachi, onun dönüm noktası oldu. Film, 1992’de, Sundance Film Festivalinden ödül ile ayrılır. Aynı sene Tarantino da Reservoir Dogs ile Sudance Film Festivalinde ödül aldı. İki yönetmenin de kankanlığı böylece başlamış oldu. El Mariachi, sadece bir film olarak kalmadı, Guinnes Rekorlarına girdi. 7 bin dolara çekilip 1 milyon dolar üstünde kazanarak tarihin en az para ile en çok kazanan filmi oldu. Film, 2 milyon dolar hasılat elde etti. Robert Rodriguez El Mariachi’yi şöyle anlatır: “Sadece bir gitarım, bir kameram ve bir kaplumbağam vardı. Film yapmak istiyordum. Yaptım. Filmde kullandığım bütün eşyalar nerdeyse ödünçtü.”

Adını duyuran Robert Rodriguez, 1-2 televizyon işi yaptıktan sonra El Mariachi’de yer alan “Gitarcı” karakterinin devamını çekmeye karar verdi. El Mariachi serisinin ikincisi olarak geçen filmin adı “Desperado” oldu. Başrollerinde Antonio Banderas ve Salma Hayek’in yer aldığı, gitarlı bir adamın modern kovboylar misali adalet dağıttığı film çok büyük ilgi gördü. Film ilgi görmekle kalmadı, devamı da istendi. İnsanlar Robert Rodriguez’den El Mariachi serisine devam etmesini istediler. Desperado, yönetmen Robert Rodriguez’in en özel filmlerinden biridir. Salma Hayek’i bize tanıtan, ufaktan da olsa Danny Trejo’yu sinemaya katan bir film olmuştur. Film gene o zamana göre düşük bir bütçe olan 7 milyona çekilip 30 milyona yakın bir hasılat elde etmiştir ama çoğumuz bu filmi sinemada değil televizyonda izleyerek tanıdık.

Aynı sene, yani 1995’te Robert Rodriguez, içinde Tarantino’nun da olduğu Four Rooms adlı bir uzun metraj filminin The Misbehavers segmentini çeker. 4 yönetmenin tek bir hikayede buluştuğu filmde bir belboy’un yılbaşı gecesi yaşadıklarını anlatılıyor. Robert Rodriguez, kendi segmentinde gene Antonio Banderas ile çalışır. Four Rooms’u şayet bugün izlerseniz, hangi bölümün Robert Rodriguez’e ait olduğunu şak diye anlarsınız. Kendini çok belli ediyor.

Adını iyice duyuran yönetmen bu sefer de çok daha büyük bir işe imza atmak için kollarını sıvadı: From Dusk Till Down. Televizyonun gece kuşağında belkide 100 defa izlediğimiz filme kült dersek yalan olmaz.  Tarantino’nun -ne kadar tartışılsa da- oyunculuk hünerlerini gösterdiği film dönemin en başarılı b-film’lerinden biri oldu. Tarantino bu filmdeki oyunculuğu için eleştirilse de kendisi “oyunculuk yapmak hoşuma gidiyor” diyerek bütün eleştirileri savuşturmuştur. Gecelemek için kaldıkları çöldeki bir barda vampirlerin saldırısına uğrayan yolcuların hikayesinin anlatıldığı filmde Robert Rodriguez tekrar Danny Trejo ile çalıştı. Hatta Danny Trejo’yu filmin 4 farklı yerinde kullandı. Kendisine bunu neden yaptınız diye sorulduğunda da: “Amerikalılar Meksikalıları ayırt edemez o yüzden sorun yok”, demiştir.

From Dusk Till Down sonrası çeşitli işlerde çalışan yönetmen ardından çok ilginç bir dönüş yaparak çocuk filmleri çekmeye başlar. Robert Rodriguez’in hayatım boyunca anlayamayacağım bu tercihi filmografisinin en kötü filmlerine de imza atmasına sebep olur. Spy Kids, Spy Kids 2 ve Spy Kids 3-D: Game OverRobert Rodriguez’e yakıştıramayacağımız filmler olsa da gişede ilginç bir şekilde başarılı olmuş filmlerdir. İlk Spy Kids filmi, 35 milyona çekilip 112 milyon dolar hasılat elde etmeyi başarmıştır. Yönetmen bu filmin montajını kendi garajında yapmıştır. Robert Rodriguez’in garajı, sinema stüdyosu gibidir. Yazımın geri kalanında asla The Adventures of Sharkboy and Lavagirl’den bahsetmeyeceğim, hiç olmamış gibi davranacağım.

Birkaç senelik çocuk filmi serisi ile uğraşan yönetmen ardından 3. El Mariachi filmi olan Once Upon a Time Mexico filmi ile geri döner. Filmde tekrar Antonio Banderas ve Salma Hayek ile çalışan yönetmen ek olarak Johnny Depp ile de çalışmıştır. Ve tabii ki her zaman olduğu gibi Danny Trejo filminde yer almıştır. Bir Desperado kadar olmasa da başarılı olan film yönetmenin yine gönüllerde taht kurmasına sebep olur.

Sene 2005 olduğunda Robert Rodriguez’i Robert Rodriguez yapan çalışmaları başlar. El Mariachi serisi ile Western’de kendini kanıtlayan yönetmen şimdi de B-Filmleri ile gündeme gelecektir. 2005’te çektiği Sin City, tamamı stüdyoda çekilmiş bir filmdir ve o zamana kadar yapılmış el ilginç filmlerden biridir. Dibine kadar kara film kokan Sin City için modern film-noir diyebiliriz. Kankası Tarantino’yu dinleyen yönetmen filmde çılgınlar gibi kan ve ölüm saçar fakat ortaya izlemesi aşırı derecede zevk veren ilginç bir film çıkarır. 2007’de Grindhouse projesinde tekrar karşımıza çıkan yönetmen bu sefer de Planet Terror segmentinde ve yalancı Machete fragmanı ile karşımıza çıkar. Grindhouse projesinde çektiği filmler, Robert Rodriguez’in gelecek projelerinin ta kendisidir.

2007, Planet Terror’ün yayınlandığı yıl. En ilginç çalışmalarından biri olan Planet Terror tam bir B-Film diyebiliriz. Planet Terror, Sin City gibi ünlüler ile dolu bir film olur. Bruce Willis, Fergie, Josh Brolin, Rose McGowan, tabii ki Tarantino ve tabii ki Danny Trejo filmde yer alır. Planet Terror, yönetmenin 1998’den beri aklında olan bir projedir. Film başarılı oldu mu olmadı mı kesin bir şey söyleyemeyiz ama Robert Rodriguez tarzı nedir onu ortaya koymayı başarmış bir filmdir. Keza bu filmden sonra Robert Rodriguez, başrol oyuncusu Rose McGowan ile nişanlanır fakat ileriki zamanlarda ayrılırlar.

2010 yılında Grindhouse’da çektiği yalancı fragman olan Machete’yi çeker Robert Rodriguez. Yine bir B-Film ile karşımıza çıkan yönetmen, yıllardır yan rollerde oynattığı Danny Trejo’ya başrol verir. Bu başrol de oyuncunun kariyerindeki tek başrol olur. Machete; kolların, bacakların havada uçuştuğu, bol bol kan akan, çok ilginç karakterlerin yer aldığı, tam bir B-film olur. Tabii ki ünlü sayısı da bir önceki projeler kadardır: Robert de Niro, Jessica Alba, Steven Seagal, Michelle Rodriguez, Tom Savini, Rose McGowan ve daha fazlası. Machete 2013’te geri döner. Daha fazla ünlü oyuncu, daha fazla kan, daha fazla B-film. Machete 2’nin diğer filmlerden farkı şudur: Koskoca aksiyon filmi 27 günde çekilmiştir. Filmi izlerseniz, böylesine bir aksiyon filmini 27 günde çekmek başarıdır. Tabii ki bu Robert Rodriguez’in uzmanlık alanıdır. 2014’te 2. Sin City ile geri dönen yönetmen ilki kadar başarılı bir iş çıkaramasa da gene gönüllerde taht kurmayı başarmıştır.

Robert Rodriguez’in son çektiği film ise John Malkovich’in yazdığı 100 Years adlı filmidir fakat filmi izleme şansımız olmayacak. Çünkü film 2115’te vizyon girecek. Bu adamı seviyorum… Robert Rodriguez, Western’leri ve B-Filmleri ile adını duyurmuş önemli bir isimdir. Her filminde birçok ünlü yer almıştır. Tahminimce bu isimler Robert Rodriguez’in filmlerinde yer almaktan zevk alıyor. Onlar için de bir nevi dinlenme filmleri diyebiliriz. Sin City, Machete, El Mariachi 3’lemesi gibi birbirinden güzel ve eğlenceli filmleri var. Şimdilerde El Mariachi’nin 4. filmini çıkartmasını bekliyoruz. Keza kendisi B-Film yapmaya devam ediyor. Machete serisinin 3.sü ile uğraşan yönetmen bu sefer de Machete’yi uzaya çıkarıyor. Şaka gibi ama gerçek.

Düşük bütçelerle çok ciddi işler çıkartan yönetmenin filmleri dışında birçok güzel projesi de mevcut. Bunlardan biri Kobe Bryant için çektiği The Black Mamba reklam filmidir… Robert Rodriguez’i önemli yapan detaylar çektiği filmlerin B-film olması değil, bütün filmlerini düşük bütçelerle çekip jeneriğin neredeyse her yerinde yer almasıdır. Bir Robert Rodriguez filmi izledikten sonra jeneriğe bakarsanız her yerde onun adını görebilirsiniz. Yönetmen, senarist, görüntü yönetmeni, montajcı, sesçi hatta kendi filmlerinin müziklerini dahi yapar. O, tam bir sinemacıdır. Sokaklardan gelen biri olarak, sinema yapabilmek adına her alana el atmıştır. Hala da çektiği filmlerinin her noktasında yer almaya devam etmektedir. Dönemimizde, onun gibi her işi yapan bir yönetmen bulmanız mümkün değildir, doğruya doğru… B-Filmlerinin yanında birçok kaliteli film için girişimde bulunsa da maalesef bunların hepsi sonuçsuz kalmış. Zorro ve Predator’ün hep yönetmenliğini yapmak istemiştir fakat bu hayali bir türlü gerçekleşmez. Sözün özü… Robert Rodriguez, saygı duyulacak bir yönetmendir. Her işin ucundan tutan, kendine has bir tarzı olan ve belli ki sevilen bir kişilik. Sinema dersleri alacaksınız yegane kişi kendisidir. Size, temelinden gelen biri olarak her şeyi en iyi anlatabilecek kişi odur. Eminim ki anlatırken de çok eğlenirsiniz.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın