KUMPANYA GEZMEDEN OYUNCU OLUNMAZ

“Engel ne kadar büyükse, onu aşmanın zaferi de o kadar büyüktür.”

Demiş Jean-Baptiste Poquelin Moliere. Elbette bunu deneyimleyerek söylemiş. 14. Luis döneminde yaşayan döşeme ustalarından birinin oğludur kendisi. Daima tiyatrocu olmak istemiş hukuk eğitimi alırken bile. Annesinin zamansız ölümünün arkasından babasının işlerini devralmış ama hayalleri o işi sürdürmesini engellemiş. Zafere giden yolda ilk başarısızlığını gezici kumpanya kurduğunda kısa süre içinde borçları yüzünden hapse düşmesiyle yaşamış. Özgürlüğü için kefareti kimin ödediği bilinmez ama o isimsiz kahraman sayesinde tiyatro üstadı Moliere olmak üzere 2. kez yola çıkar.  Hapisten sonra para kazanmak için kumpanyası ile beraber taşralarda sahne alır. Yazma hevesi bu dönemlerde başlar. Oyunlarındaki karakterlerin neredeyse hepsi taşrada karşılaştığı farklı farklı insanlardır. 1673 yılında ölür ve cenazesi sessiz sedasız olur. Bunun sebebi de Tarturffe adlı oyunudur. Din adamlarını eleştirmesi pek hoş karşılanmamış.

Klasisizm akımı döneminin moda akımıydı. 17. yüzyıl Fransa’sında yaşayıp eli kalem tutan bir insanın sanırım bu akımdan etkilenmemesi imkansızdı. Moliere bu dönemde, Corneille ve Racine ile birlikte klasisizm akımının tiyatro kolunu oluşturuyordu. Ancak o arkadaşları gibi trajediye değil; komediye yöneldi. Ancak Shakespeare’den farklıydı komedi anlayışı. Onun oyunlarında iki zıt kahramanın karşı karşıya gelmesiyle komedi oluşur. Bu açıdan Aristo’nun Poetika adlı eserinde yer alan komedi tanımına uyar. Kısa zaman içinde komediyi sadece gülmek ve güldürmek için kullanan İtalyan ve İspanyol tuluat tiyatrolarının karşısında güldürüyü eğitici olarak kullanan Moliere tiyatrosu yer alır. Oyundaki insanların zaafları ve tutkuları vardır. Artık gülünç olmaktan başka meziyetleri de olan gerçek insan…

Küskün Aşıklar, Zorla Evlenme, Tartuffe, Cimri, Kibarlık Budalası, Bilgiç Kadınlar, Kadınlar Mektebi, Kocalar Mektebi, Hastalık Hastası klasikleşmiş eserleri arasında başlıcalarıdır.

Hastalık Hastası oyununda, kendinden yola çıkarak döneminin sahte doktorlarını eleştirmiştir. Hasta şekilde sahneye çıkmış ve oyun sonrasında da hayata veda etmiştir.

Cimri ise Harpagon tiplemesiyle hafızalarımıza kazınmış bir başka oyunudur. Burjuvalığın ahlak anlayışı ve yaşam tarzının eleştirildiği görenek komedyası cimrilik ve aşk temaları üzerine kurulmuştur. Cimri bir adam olan Harpagon’un çocuklarını varlıklı insanlara evlendirme planları yaparken içine düştüğü gülünç durumlarla alay edilir.

Onun sessiz sedasız bir törenle sonsuzluğa uğurlanmasına neden olan oyunu Tartuffe  olur. Moliere’in sanattaki son noktası olarak kabul edilir. Dört perdelik oyunda doğru ile yanlışın çatışmasında dönemin hakim gücü din adamları eleştirilir. Orgon kilisede tanıştığı Tartuffe’a acımış ve onu evine almıştır. Ancak Tartuffe, din adamı rolü yapan bir sahtekardır. Dini şahsi çıkarlarına alet eden sahtekarın maceraları dönemin din adamlarını rahatsız etmiş ve oyun bir süre yasaklanmıştır. Kral, oyunda birkaç değişiklik yaparak oynanmasına müsaade eder. Din sömürüsü her yerde sömürü; sansür her yerde sansür.

MOLİERE VE TÜRK EDEBİYATI

Ahmet Vefik Paşa, II. Abdülhamit döneminin en dürüst ve en çalışkan devlet adamlarından biridir. Bursa Valisi olarak görev yapar. Varlıklı ve eğitimli bir aileden geldiği için küçük yaşta Fransızca’yı öğrenmiş ve Moliere ile tanışmıştır. 17. yüzyılda Fransa’da başlayan Klasisizm akımının en önemli tiyatro yazarının metinlerini yaşadığı topluma uyarlayarak tiyatronun ne kadar evrensel olduğunu kanıtlar. Vali olmasının bütün imkanlarını tiyatro için kullanır. İstanbul’dan Bursa’ya giden Fasulyaciyan Kumpanyası’nı himayesi altına alır. Böylece Moliere’in ünü Osmanlı topraklarına kadar girer. Paşa’nın yaptığı Moliere çevirileri Kumpanya tarafından sahnelenir. Bu oyunların sahnelenmesi Türk tiyatro edebiyatı açısından büyük bir hamledir. Moliere çevirilerinde günümüzde bile Ahmet Vefik Paşa çevirilerinin üzerine çıkılmamıştır. Ahmet Vefik Paşa’nın yanında yetişen Feraizcizade Mehmet Şakir, ‘Türk Moliere’ olarak adlandırılır. Yazdığı oyunların Moliere tarzı güldürünün başarılı örnekleri olması ona bu ismi vermiştir. Ayrıca Bursa’da bulunan Ahmet Vefik Paşa Tiyatro binasında adına bir sahne bulunur. Bursa halkını sanatla tanıştıran insanların anıları hala yaşatılır.

NEDEN MOLİERE?

Tiyatro tarihi ve dönemi açısından önemini uzun uzun anlatmaya çalıştım. Yazının sonuna gelince de anlattıklarımı toparlayıp özetlemek istedim. “Neden Moliere” sorusuna verilecek cevapları listeledim:

  • Emeklemekte olan bir türü (komediyi) bugünkü durumuna getirmeyi başardığı için,
  • Kaba güldürüyü yıkıp komediyi okullaştırdığı için,
  • İnsanların görülmesini istemediği yanlarını; zaaflarını ve çirkinliklerini korkusuzca gözler önüne serdiği için,
  • Sınırlı konuları evrenselleştirdiği için,
  • Edebiyat dışındaki bazı düşünce sistemlerini atıp insanı konuya soktuğu için.

Bugün yani 17 Şubat’ta Moliere’i ölümünden 345 sene sonra hala anıyoruz.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın