Tek kolunu Osmanlı ile savaşta yitirmiş bir askerin (Cervantes) dünya edebiyatına sunduğu armağandır Don Kişot. İspanyol Edebiyatı’nın abartılı şövalyelik hikayelerini eleştirirken akıl ve hayalin temsiliyle klasikler arasına yer alır.

Şövalyelik hikayelerini akıl dışı unsurlar barındırması, başarısız kurgu ve tekrara düşen kurgu yönünden eleştirir Cervantes. Aynı zamanda roman türünün küçük görüldüğü dönemde, bu türe bakış açısını da değiştirir.

Roman iki ciltten oluşur. İlk ciltte hayallerinin peşinde bir aptal olduğunu düşünürken ikinci ciltte onun için üzülmeye hatta saygı duymaya başlarız. Söylediği/hayal ettiği her şeyi yapar ve iyi bir Hristiyan olarak ölür. Bunlar o dönem romanına uzak şeylerdir.

Centilmen kahramanımız Sir Alonso’nun hobisi kadınları etkileyen şövalyelik hikayeleri okumaktır. Okuduğu hikayelerde şaşmaz kural olarak kahramanların uşağı, atı, zırhı ve kavuşmayı beklediği sevgilisi vardır. Önce sarsak bir at bulur. Yolda gördüğü bir köylüden uşağı olmasını ister. Berber tasını ters çevirir, sağdan soldan bulduğu metallerden kendine zırh yapar. Hayali aristokrat sevgilisi de fiziği çok güzel olmayan bir köylü kızıdır. Böylece kendince bütün şartları sağlamış olur ve yola çıkar. Geriye sadece şövalye ilan edilmesi kalır. Ona göre şato olan bir hana girer. Hancıdan kendini şövalye ilan etmesini rica eder. Hancı da misafirlerini eğlendirmek için isteğini yerine getirir. Geriye sadece savaşmak kalmıştır.

Yel değirmenleriyle savaşır. Sokaktaki çeşmelere zarar verir. Bize saçma olan her şeye bir açıklaması vardır. Yaptıklarını haklı çıkaracak şekilde izah eder. İlk ciltte ona gülerken ikinci ciltte onu anlamaya başlarız.

İkinci cilt düş ve düşeşin şatosunda başlar. Don Kişot’un hastalığı ile dalga geçmeleri okuyucu olarak bizim hoşumuza gitmez. Dük ve düşes, hancı, yanındaki diğer insanlar saygısız ve zalimdirler. Biz Don Kişot’un tarafını tutarız.

Onun ahmak görüntüsünde etrafındaki insanların da payı vardır. Bunu anladıktan sonra saygı duymaya başlarız.

Bu ciltte bize ait bir şeyler vardır. Hayallerinin peşinden koşan insandır aslında Don Kişot. Çocuksu bir hayalin simgesi gibi olmuştur. Don Kişot hayalin temsilcisiyken Sanço Panzo da aklı temsil eder. Ne hayal ile akıl çatışmaya girer ne de birbirlerine karşı galip gelirler. İkisi de dengededir. Çünkü, tek başına ne hayal ne de hakikat tek başına doğru bir sonuca varmaz. Sadece akıl kuru bir insan yapar. Sadece hayal de hata yaptırır.

Don Kişot Neden Evrenseldir?

  1. İdealizm ve pragmatizm arasındaki dengeyi- gerginliği iyi şekilde verir.
  2. İdealizm Don Kişot ile temsil edilirken pragmatizm de Sanço Panzo ile verilir.
  3. Denge evrensel bir nitelik taşır.
  4. İdealizm ve pragmatizm ikisi birbirini tamamlar.
  5. Aynı zamanda Don Kişot ve Sanço Panzo hayal-hakikat çatışması olarak karşımıza çıkar.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın