Search

Dinamo Operasyonu: Dunkirk

237

Hollywood’un birbirinin aynı, spin-off, remake ya da kitap uyarlaması filmler ile günü kurtardığı şu yıllarda ortada sadece birkaç tane orjinal senaryo çeken yönetmen kaldı. Bunlardan biri de oldukça orjinal fikirlere sahip olan Christopher Nolan. Fakat Nolan, bu sefer vakti zamanında sevgilisi ile seyahat ettiği ve aklının bir köşesinde kalan Dunkirk sahillerini film yapmaya karar verdi ve geçen seneden beri beklenen “muhteşem” savaş draması sonunda vizyondaki yerini aldı. Tabii soyadı Nolan olunca insan kendisinden çok fazla şey bekliyor. Sonuçta bu adam Interstealler ve Inception gibi filmleri çekmiş biri. Gelin görün ki 1 senedir beklediğimiz savaş filmi hiç de beklediğimiz gibi çıkmadı. Aslında ortada şöyle bir gerçek var: Nolan hayalindekini yaptı ama biz onun soyadına kanıp kendisinden çok fazla şey beklemişiz.

Film hakkında yazmadan önce Dunkirk’ün ne olduğunu ve tarihteki yerini anlatmak gerek. Çünkü filmin en büyük problemlerinden biri bu: Christopher Nolan, Dunkirk’ün hikayesini bize anlatmamış. Seyirci zaten biliyordur demiş… 2. dünya savaşında Almanlar Hitler önderliğinde ortalığı yakıp yıkarken İngilizler, Fransızlar ve Belçikalılar müttefik olarak Almanlara meydan okur. Fakat sonuç nafiledir. Almanlar, Belçika’yı dize getirir. Belçika da ateşkes ilan ederek İngilizler ve Fransızları zor durumda bırakır. Keza Almanlar Fransa’nın güneyinden kuzeyine doğru ilerlemeye devam eder. İngilizler de güçlü Alman ordusu karşısında geri çekile çekile en sonunda kendini Dunkirk şehrinin sahilinde sukışmış bulur. 400 bin asker, Alman ordusu tarafından köşeye sıkıştırılır. Fakat Almanlar öyle bir hata yapar ki 2. dünya savaşının kaderi değişir. Belkide dünyanın geleceği. Alman ordusu Dunkirk’e girse, 400 bin askeri yok edecek güçtedir ama general Gerd von Rundstedt, nedense Dunkirk saldırısını 48 saatliğine durdurur ve bu teklifini Hitler’in de kabul ettiği söylenir. Onlara göre “hata” olmayan bu tercih İngilizlerin muhteşem seferberliği ile koca bir hataya dönüşür. 2 ülke arasında deniz mesafesi olarak 100 kilometre olduğundan İngiltere’de o kıyıda teknesi olan herkes teknesini kaptığı gibi Fransa’ya doğru yola çıkar. Yazlığımda duran ufak teknem gibi teknesini alan herkes deli dalgalara rağmen Fransa’nın yolunu tutar. 900’e yakın tekne/geminin geldiği Dunkirk’ten 338 bin asker tahliye edilir. Hitler ve Rundstedt’in verdiği bu karar 338 bin askerin kaçmasına ve savaşın bitmemesine sebep olur.

Yıllar yıllar önce ziyaret ettiği Dunkerque’den etkilenen Nolan orayı ve hikayeyi film yapmak ister. Fakat film yaparken bir şeyi unutur: Herkesin bu hikayeden haberdar olmadığı gerçeği. Ya da şöyle diyelim; Avrupa’da belki bilinen bir durum olmasına karşın bizde pek bilinmiyor. Daha düne kadar bilmediğim bir savaş noktası olan Dunkirk’ü izleyenlerin büyük ihtimal %70’i de benim gibi habersizdir. Hikayeyi, daha doğrusu yaşananları anlatmayı tercih etmeyen yönetmen üstüne filmi bir de olayların sonundan başlatıp sadece tahliye kısmına odaklanması, filmi daha baştan ofsayta düşürüyor. Eğer hikayeyi bilmiyorsanız, filmin ilk yarısında hatta filmin sonunda bile ne olduğunu anlamama ihtimaliniz mevcut.

Hikaye bize sonundan verildiği için de filmde çok büyü bir sorun oluşuyor: Motivasyon eksikliği. Filmdeki olayların neden yaşandığını anlayamıyoruz. Hatta şöyle ciddi bir sorunun da cevabı verilemiyor: “Yahu bu 400 bin asker neden kaçıyor?”. Dile kolay, 400 bin. Savaşsalar neden def edemesinler. Film bize o askerlerin kimden, neyden, neden kaçtığının motivasyonunu aşılayamıyor. 400 bin askerin savaşsa neden yenemeyeceğini anlatmıyor. Canavar saldırsa o kadar asker kaçmaz. Ama 400 bin asker kaçıyor ve sebep belli değil. Daha da kötüsü, filmde tek bir Alman askeri yok. Yönetmen, olayın sadece Survivor kısmı ile ilgilenmiş; etliye sütlüye karışmamış, generalin neden öyle bir karar verdiği tahmininde bulunmamış hatta koca filmde Hitler’in adını bile anmamış.

Bu da ilk paragrafta dediğim şeye geliyor. Yönetmen, kendi ağzı ile filmin bir Savaş Draması olduğunu söylemişti. Gerçekten de öyle. Teknik açıdan bakarsak, ilk defa -savaş- denemiş biri olarak Nolan, bir Spielberg bir Mallick kadar harika savaş sahneleri çekmiş. Özellikle filmin müzikleri ve sesleri inanılmaz derecede başarılı. Şimdiden not edin: 2018’de Oscar’da en iyi ses miksajı ve en iyi ses kurgusu açık ara Dunkirk’ün olacak. Aynı şekilde Hans Zimmer’ın müzikleri de seneye ödül getirebilir. Öyle müzikler var ki kötü bir filmi iyiymiş gibi gösterebilecek kadar etkileyici. Atmosfer de oldukça başarılı. Korku, sahildeki yaşam mücadelesi iyi verilmiş. Fakat teknik dışına çıktığımız anda film patlıyor.

Hikayeyi -neden öyle yaptığını çözemedim- 3 farklı zaman dilimde veren ve bunları en sonunda birleştiren yönetmen bu tercihiyle kafaları çok karıştırıyor. Düz vermek yerine filmi gelecek, geçmiş ve daha geçmiş olarak vermeyi tercih etmiş. Eminim ki izleyen birçok kişi -belirgin olmadığı için- bunu fark edemeyecektir. Üstüne muazzam bir hikayesi olan Dunkirk efsanesinin sadece sahil kısmını anlatan yönetmen ne kadar aksiyon olsa da izlerken sıkılmanıza sebep olabilecek bir işe imza atmış. Nolan’dan bahsediyoruz bakın ve sıkılmak diyorum.

Hikayedeki sorun acaba senaryo ekibinde kardeşi Jonathan Nolan’ın olmaması mı acaba dedim fakat Inception’da da yoktu. Nolan’ın; böylesine motivasyonu eksik, giriş-gelişme-sonuç bölümü olmayan, savaşın kaderini değiştiren olaya bu kadar dar açıdan bakan bir film çekmiş olması gerçekten düşündürücü, hatta üzücü. Şahsen şaşırmadım. Çünkü ilk fragman çıktığında filmde bir eksiklik olduğunu farketmiştim. Keza Nolan’ın ilk defa kendi hikayesini değil de gerçek bir hikayeyi anlatmaya kalkışmasından ötürü de bir şüphem mevcuttu.

Sözün özü… Oldukça iyi bir atmosferi olan ama tarihteki yerini biliyorsanız anlayabileceğiniz türden senaryoya sahip bir film Dunkirk. Çok daha fazlasını beklerken yönetmen olayın sadece tahliye bölümü ile ilgilenmesi ve bunu da karmaşık anlatmaya çalışmasından ötürü film biraz ortalama olmuş diyebiliriz. Gene gidin, izleyin derim. Sadece müzik ve sesler için bile gidilebilir. Ama gitmeden önce olayları, hikayeyi bir okumanızı öneririm. Okumazsanız şayet izlerken filmde ne döndüğünü anlamanız biraz zor gibi.

Reviews

  • Yönetmenlik8
  • Sinematografi9
  • Senaryo4
  • Oyunculuk7
  • Müzik10
  • 7.6

    Score

User Rating: 0 ( 0 Votes )


mm

📸 Ukrainian photographer 📽 VideoRider 🔪 Cinema Terorist ✒ Film Criric


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir