Yazıma öncelikle Netflix ile başlamak istiyorum çünkü zamanla şöyle bir gerçek ortaya çıktı: Netflix’in filmleri vasat. Çok ağır bir itham gibi dursa da Netflix dizilerine verdiği önemi maalesef filmlerine vermiyor. 10 bölüme yayıldığında bir dizi için harika gibi gözüken konu maalesef filmlerde pek de güzel durmuyor. Aklıma ilk gelen film Bright; o da konu olarak harika ama işleniş olarak maalesef berbat bir filmdi. Durum böyle olunca artık Netflix filmlerini ön yargılı bir şekilde izliyorum. Mute da bu ön yargımı artık tavan yaptırdı. Moon, Source Code ve Warcraft gibi filmlerin bana göre potansiyeli aşırı yüksek yönetmeni Duncan Jones, belkide kariyerinin en kötü filmine imza atmış. Daha da kötüsü, deliler gibi emek harcanmış kötü bir filme imza atmış

Konusuna değinecek olursak: Küçükken tekneden düşen ve motor yüzünden boğazı kesilen bir çocuk bu kaza sebebiyle konuşma yetisini kaybeder. Bir anda zamanda atlama yapıp bu çocuğu cyberpunk bir evrende büyümüş bir şekilde görüyoruz. Konuşamıyor; anlatacaklarını vücut dili, işaret dili ya da cebinde taşıdığı defteri ile ifade etmeye çalışıyor. Film, çok sevdiğini gördüğümüz mavi saçlı sevgilisinin ortada kaybolması ile başlıyor. Başrolümüz Leo (Alexander Skarsgård) ne olursa olsun onu bulmak adına sokaklara düşüp dedektifçilik oynuyor.

Duncan Jones; Moon ve Source Code filmlerinde bence harika bir iş çıkarmıştı. Warcraft ise bence onun suçu değildi. Suç, devasa evreni olan bir oyunu 2 saate sıkıştıranlardaydı. Tabii sevilen ve potansiyeli olduğu düşünülen bir yönetmen olduğundan Duncan Jones’un filmi merak uyandırdı. Adı da fena değildi. Gelin görün film o kadar kötü ki 2 gün boyunca ne yazacağımı düşündüm. Bu kadar merakla beklenen bir adamın filmi böylesine kötü çıkınca insan ne yazacağını bilemiyor. Düşündükten sonra da filmdeki en büyük eksikliğin derinlik ve motivasyon olduğuna karar verdim.

Film neden cyberpunk evreninde geçiyor? Başrol neden dilsiz?

Sevdiği kadını bulmak için sokaklara düşen ve dedektifçilik oynayan sıradan bir adamı anlatıldığı filmde evrenin neden Cyberpunk olduğu soru işareti. Çünkü distopik bir evren olmasa da film olabiliyormuş; daha da kötüsü evrenin filme hiçbir katkısı yok maalesef. Yönetmenin açıklamasına göre film Moon ile aynı dönemde geçiyor hatta dikkat ederseniz filmde arkadaki bir televizyonda Moon’un başrolü Sam Rockwell’i açıklama yaparken görebiliyorsunuz. Buradan şunu çıkartıyorum: Yönetmen Moon ile aynı evrende geçen bir film yapmak istemiş, o kadar. Başka bir amacı yok. Yapmış da evrenin filme hiçbir katkısı yok; göstermelik duruyor.

Bir diğer soru neden dilsiz adam? Leo’nun çizimleri filmin sadece bir noktasında önemli bir hal alıyor geri kalanında maalesef sıkıcı bir pozisyonda. Leo’nun dilsiz olmasının filmde yeterince kullanılamaması, final sahnesini zorlama, tahmin edilebilir kılmış ki bir filmin başına gelebilecek en kötü şey tahmin edilebilir olması. Filmin adı Mute olunca sessizlik üzerine ilginç bir film olacak diye bekledim fakat film dilsiz bir adamın aşkı çıktı. Hem de uçan arabalı dönemde. Ötesi değil.

Sözün özü… Mute, neyi neden yaptığını bilmeyen; daha doğrusu yönetmenin kendi keyfine göre tasarlanmış, hikayesi klişe, oldukça vasat bir film. Başrolün dilsiz olmasının filme hiçbir katkısının olmaması gibi evrenin de filme hiçbir katkısı yok. Daha da kötüsü filmde aksiyon, yükselen bir tempo da yok. İyi oyunculukların ve sevişen robotların olduğu garip bir film. Tek temennim şu: Film büyük ihtimal feci bir şekilde patlayacaktır. Bu kadar para harcadıkları filmin patlamasından sonra umarım Duncan Jones silkelenip kendine gelir; Netflix de filmlerini gözden geçirmeye başlar.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın