Althusser’in ortaya attığı DİA kavramına göre 8 çeşit DİA vardır. Bunlardan ikisi üzerinden  filmi okuyabiliriz. Haberleşme DİA’sı ve Kültürel DİA.

DİA’lar egemen ideolojiyi kullanırlar. Filmde egemen ideolojiyi başkan yani Beyaz Saray temsil ediyor. Başkanın adamları da haberleşme ve kültürel DİA’ları kullanarak egemen ideolojiyi halka benimsetmeye çalışıyorlar. Söz konusu ideoloji filmde var olan başkanın yeniden seçilmesidir. Seçim kampanyasında tekrarlanan slogan da “dere geçilirken at değiştirilmez”?

Başkanın seçim döneminde örtbas edilmesi gereken skandalı vardır. Skandallar devlet ve devlet adamları için alışılagelmiş şeylerdir. Ancak bunun seçim döneminde olması rakiplerine verilecek koz demektir. Rakiplerin yanında bir de bu skandalın unutturulması gereken halk vardır. Tam da bu noktada DİA’lar kullanılır. Haberleşme DİA’sı ile kitle iletişim araçları kullanılarak egemen ideoloji yayılır. ABD ile pek ilişkisi olmayan Arnavutluk ile patlak verecek bir savaşın olduğuna dair ‘haber’ üretilir. Gerçek olmayan asılsız savaş üretilir. Haber, üretilen bir şey olarak karşımıza çıkar. DİA’lar üretime katkıda bulunurlar. Haberleşme DİA’sı kullanılarak üretilen savaş halka sunulur. Egemen ideoloji medya aracılığıyla servis edilir. Film boyunca haberleşme DİA’sı etkin rol oynar. Gazeteler, televizyon kanalları, radyolar sürekli savaştan söz eder. Mevcut başkanın savaşı engellemek için nasıl çalıştığını anlatır.

“Düşmanın olmadan savaş olmaz”

Savaş senaryodan ibarettir. Ancak senaryo ünlü bir Hollywood yönetmeni tarafından kurgulanır. Festivale film hazırlama sürecini yönetir gibi savaşı yönetir. Oyuncu olmak isteyen bir kadını kullanarak bombalama görüntüsü çekilir. Kadını kimsenin tanımaması gerektiği için özenle seçilir. Önce Arnavutluk’ta bir saldırı sahnesi ardından yaratılacak kahramana ait ayakkabı sonra da ayakkabılara özel şarkı. Halkı inandırmak için sırayla gündeme getirilir. Kültürel DİA’lar kullanılır. Özellikle ayakkabıya dair şarkı yapılması kültürel DİA’nın kullanımıdır. Bestelenen şarkı radyolarda çalınır. Beyaz Saray’ın adamları bu süreçte etkin biçimde DİA’ları kullanırlar.

Başkanın adamlarının reklamcı ve yönetmenden seçilmesi tesadüf değildir. İkisi de kitle iletişim araçlarının nasıl kullanılacağını iyi bilirler. Medya, toplumu istedikleri gibi şekillendirmelerinde en önemli araçtır. Filmin başında geçen yazılar neden skandalı tek başına başkanın çözmediğini başkalarına ihtiyaç duyduğu konusunu açıklar.

“– Neden köpek, kuyruğu sallar?
– Çünkü köpek kuyruktan daha akıllıdır.
– Eğer kuyruk köpekten daha akıllı olsaydı kuyruk köpeği sallardı.”

“Hükümet egemen sınıfın siyasetini yürütür; DİA ise hükümetin emirlerine uyarak bu siyaseti en ince ayrıntısına varıncaya dek uygular.”

Bu metinle bugünü de ilişkilendirebiliriz. Althusser’in de, S. Hall’ın da sözünü ettiğini egemen sınıf bugün medya patronları olarak karşımıza çıkar. Haber olarak ne üretileceğini, halkın kitle iletişim araçlarından ne öğreneceğini ya da ne öğrenmeyeceğini, neye üzülmesi neye sevinmesi gerektiğini medya patronları belirler. Dolayısıyla toplum bunların elinde şekillenir. Bir reklamcı ile bir yönetmenin elinde şekillenen seçim arifesindeki Amerika toplumu gibi…

Althusser’in kitapta üzerinde durduğu kavramlardan biri de yeniden üretimdir. Kuşkusuz filmde birçok şey yeniden üretim içindedir. Ancak bana göre kahraman yaratmak en çarpıcı örnektir. Savaş kahramanları doğurur. Toplumların her çağda bir kahramanı vardır. Arnavutluk’la çıkan savaşın da bir kahramanı olması gerekir. Önce ayakkabısını ortaya çıkartırlar sonra da kendini. Halka göstermeden önce hakkındaki efsaneleri yayarlar. Kahramanı yeniden üretirler. Bizim kahramanımızın sadece ismi ve ayakkabısı vardır. Kendisi ‘savaşta teröristlerle çatışma’ halindedir. Ayakkabıları olan ama kendi ortalıkta olmayan kahraman üretilir. Bunun da destekçisi tabii ki haberleşme ve kültürel DİA’lardır. Ayakkabıya şarkı yazılması kültürel DİA’nın kullanımı, kitle iletişim araçlarının kullanımı da haberleşme DİA’sıdır.

Altyapı ve üstyapı ilişkileri de belirleyicidir. Altyapı daima üstyapıyı belirler. Altyapı üreten sınıf yani halk; üstyapı da ideolojinin temsili devlettir. Üstyapının varlığı altyapıya bağlıdır. Filmde Beyaz Saray ile temsil edilen üstyapının varlığı cinsel taciz skandalı ile tehlikededir. Belirleyici olacak olan seçim günü altyapıdır. Mevcut düzenin devam etmesi demek başkanın para kazanmaya devam etmesi, yani altyapıdan gelen ekonomik akışın kesilmemesi demek. Eğer seçilemezse kendisine sağlanan ekonomik akış kesilecek ve bundan başkası faydalanacaktır. Seçim kampanyası sırasında slogan olarak kullanılan “dere geçerken at değiştirilmez” deyiminin temeli buna dayanır. Dere geçerken at değiştirilmez çünkü mevcut düzenin değişmesi sistemde rollerin yeniden dağıtılmasını gerektirir. Para akışının değişmesi, asistanın kendine yeni iş aramak zorunda kalması vb. Bütün bunların önüne geçmek için medya tek elden yönetilir. Hakim ideoloji empoze edilir. Medya patronları tarafından haberler, kahramanlar, yeni diplomatik ilişkiler üretilir.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın