Yönetmenliğini oldukça hızlı biri olan İsveçli Jonas Akerlund’un yaptığı Polar, Netflix’in yeni filmi olarak yayına girdi. Başrolünde Mads Mikkelsen’ın olduğu film aksiyon severleri büyük ihtimal sonuna kadar doyuracak bir film. İzleyen herkesin bunda hem fikir olacağına da eminim. Fakat akılda kalıcı bir film olacak mı sorusuna cevap vermek biraz zor. Çünkü Polar, sanki sadece çılgınca ölümler izlemek isteyen bir yönetmenin eseri gibi. Aynı adlı çizgi romandan uyarlanan film, vahşet pornografisi olarak da adlandırılabilecek, kanın ve iğrençliklerin su gibi aktığı garip bir film.

Kısaca konusuna değinelim… Damocles adlı bir şirket, bünyesinde barındırdığı kişilere 50 yaşında emeklilik vaat ediyor. Fakat bu kişiler 50 olamadan hayata Damocles eliyle veda ediyorlar ve emeklilik parası şirkete kalıyor. Uzun yıllardır tetikçilik yapan Duncan Vizla da 50 yaşına 14 gün içerisinde girecektir ve 10 milyon dolara yakın bir emeklilik parası beklemektedir. Fakat bu 14 gün içerisinde sağ kalmak zorundadır. Çünkü Damocles’in ölüm timi Duncan’ın peşine düşmüştür. Fakat bu tim, zamanla avlanan olacağının farkında değildir.

Polar, farklı bir John Wick uyarlaması gibi. Eksiği yok fazlası var. Köpek de var, duygusal bağ olan kız da kadın da var. Acayip silahlar da var. Fazlası ise Polar, aşırı vahşi bir film. Uzun süredir vahşeti doruklarıma kadar hissettiğim bir film izlememiştim. Duncan, sadece öldürmüyor, öldürmeden önce avı ile oynamayı seviyor. John Wick gibi vurup geçmiyor, içinde bir psikopat taşıyor. Bu sebeple Polar, görsel vahşet olarak izleyebileceğiniz en çılgın işlerden biri. Bunun garantisini veriyorum.

Filmde bir Crank havası da var. Kurgusunda çizgi roman teması kullanılmış. Fena da durmamış. Sadece görsel ve aksiyon olarak değil, kurgu olarak da Polar kendini izlettiren, sıkmayan bir film. Fakat nedir bu filme 10 üzerinden 6 verdiren derseniz: Altı çok boş. John Wick serisi; Continental hikayesi ve Wick’in şanı ile altı doldurulmuş bir seri. Duncan Vizla, süper manyak bir tetikçi olarak karşımıza çıkıyor; aşırı zeki, sevişiyor da. Fakat ötesi yok. Süper kötü bir timin taşa çarpma hikayesi olarak izlersek Polar belki çok iyi bir film olarak adlandırılabilir ama başrolünün açısından baktığımızda altı çok boş.

Mads Mikkelsen, hayatının rollerinden biri oynamış diyebiliriz. Böyle manyak karakterler kendisinin suratına ve vücut diline çok yakışıyor. Film boyunca mutsuz, nefret dolu ve hızlı kurgu ile verilen flashbacklerde kendisinin ne kadar vahşi olduğunu görebiliyoruz. Fakat süper olmak yeterli değil. John Wick karakteri yürüyüşünden silah tutuşuna; dövüşme şeklinden iş ahlakına kadar özel biri. Her filmde bulamazsınız. Duncan Vizla’da bunu göremiyoruz. Sadece, Wick’in vurup geçemeyen manyak versiyonu.

Sözün özü… Polar, vahşet pornografisi olarak da adlandırabileceğimiz, aksiyon ve kan severleri sonuna kadar tatmin edecek eğlenceli bir film. Kurgusunun Crankvari olması da akışı etkiliyor. Mads Mikkelsen her zamanki gibi çok çılgın. Fakat filmi gelecek ay hatırlar mısınız? Ondan emin değilim. Özel bir karakter ile karşılaşmıyoruz, sadece 2 saatlik bir manyak izliyoruz. Vaktinizi çalmaz; boş zamanda su gibi gider. Yarın hiçbir şeyiniz kalmaz.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın