Daha öncesinde bir yazımda belirttiğim gibi; (hangisi olduğunu hatırlamıyorum şimdi) beyaz perdede yayınlanan bazı filmler barındırdıkları isimlerden veya seyirciye sundukları içerikten dolayı, ortaya konuldukları zaman diliminden itibaren markalaşmaya başlayıp günümüz kitleleri tarafından belli bir itibara ulaşmış oluyorlar.

Men in Black serisi de üst paragrafta bahsettiğim gibi belli bir itibara ulaşmış, kitleler tarafından isimler veya içerikler bağlamında kolayca hatırlanabilen filmler arasında barındığını düşünüyorum.

1997 senesinde Tommy Lee Jones ve Will Smith gibi iki efsane ile başlayan seri, günümüzde şekillenen son halini ise International başlığı altında Chris Hemsworth ve Tessa Thompson ikilisi ile karşımıza çıkıyor.

Sinema izleyicileri ile bu ikili arasındaki etkileşim ilk olarak 2017 yılında vizyona giren Thor: Ragnorak filmi ile gerçekleşti. Aralarında barındırdıkları sinerji dolayısıyla yapımcılar ve yönetmenler muhtemelen herkes ile ortak olarak aynı düşüncelere vardılar. Onlar da şu ki; Tessa Thompson’ın ekran süresinin daha fazla olması gerektiği ve Chris Hemsworth’ün esprilerini yapmak için tanrısal bağlam dışında bir kimliğe ihtiyaç duyması.

Filmin konusundan ve genel gidişatından kısaca bahsetmek gerekirse; 1997 senesinde Manhattan sınırlarında başlayan Men in Black servisi günümüzde global sınırlara ulaşmıştır. Lakin, bu seferki tehdit galaksiler arası bir uzaylı cinsinden ziyade içlerinden herkesin alışık olduğu bir ajandır. Bu gizemin çözülmesinde başrol olacak isimlerden biri; yakışıklı ve bir o kadar da başarılı Ajan H (Chris Hemsworth) ve bu gizli servise katılma amacı uğruna 20 senelik sosyal yaşamından vazgeçen Ajan M’dir (Tessa Thompson).

Günümüzde hayatını kaybetmiş insanları bile hala yaşıyormuş gibi göstermeyi başaran, sadece hayallerimizde görebileceğimiz galaksileri veya varlıkları bizlere sinema perdesinde eriştirme yeteneğine sahip olan CGI teknolojileri yeri geldiğinde nasıl 1997 senesinde yapılan bir filmin efektlerinden nasıl daha kötü olur aklım almıyor. Bence, CGI yapımı bir olgunun daha “gerçekçi” veya daha “canlı” gözükmek adına renk cümbüşü olmasına gerek olmadığını düşünüyorum. Filmin adını “International” koyup; olayların geçtiği yerleri Manhattan Adası ile sınırlandırmak yerine Napoli ve Marakeş şehirleri ile genişletmek bence serinin hak ettiği etkiyi yaratmak adına atılan başarılı adımlar arasında yer almıyor.

Senaryo konusunda da değinmek istediğim birkaç ufak nokta var. Bunlardan birincisi yapılmak istenen twist hakkında. Senaristler artık öyle yönelimlerde bulunuyorlar ki, ortaya koydukları eserin barındırdığı twistler ne yazık ki seyircinin ortalama zekasının da aşağısında kaldığını düşünüyorum. Daha filmin üçüncü dakikasında ortada bir terslik olduğunu ve gerçekleşecek olayların muhtemelen sizleri tatmin etmeyeceğini hissedebiliyorsunuz.

Değinmek istediğim bir başka nokta ise günümüzün klasikleşen pozitif ayrımcılık merakı. Cinsiyet ayrımcılığı ve ırklar arası eşitsizlik konularına değinmek için baş rolünde siyahi bir aktrisi oynatmak inanın bence de gayet başarılı olay. Fakat, film içerisinde yılların koskoca gizli servisinin isminin sorgulanması ve mütemadiyen ajanların “Siyah Giyen Kadınlar” da olabileceğine dair verilen düzeltme çabaları insanın ilk seferden sonra oldukça tadını kaçırdığını söyleyebilirim. Yanlış anlaşılmamak için bir şeyi belirtmek isterim ki; ne cinsiyetlerle ne de ırklarla bir alıp veremediği olmayan bir birey olarak, insanların espri adı altında sinema izleyicilerini olumlu açıdan da olsa propagandalara ve yönlendirmelere maruz bırakmaları bir tık da olsa canımı sıkıyor.

Uzun lafın kısası, filmin genel hatları itibari ile değerlendirildiğinde sinemada izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünmüyorum. Hani olur ya böyle gecenin bir yarısı abur cuburunuzu almış bir biçimde ne izlesem diye düşünürsünüz, heh, işte tam o sırada size 2 saatlik bir geçiştirme sunabilecek tarz da bir filmin ortaya konulduğunu düşünüyorum.

Serinin fanlarındansanız veya filmde yer alan isimlere karşı bir hayranlığınız mevcutsa tabii ki sinemayı da tercih edebilirsiniz.

Yazdıklarım hakkında belirtmek istediğiniz öneri ve görüşleriniz varsa sizlerle yorumlar kısmında seve seve iletişime geçmek isterim. Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkürler!

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın