2014 yılında sırf adından dolayı merak edip izlemeye başladığım How to Get Away with Murder, 5. sezonunun finalini yaptı. Peter Nowalk’ın yaratıcısı olduğu dizi, ülkemizde hala pek bilinmiyor, izlenmiyor. Bu da beni açıkçası çok üzüyor. Çünkü dizi, özellikle ilk 3 sezonu ile yapılmış en mükemmel dizilerden biridir. Son 2 sezonu maalesef artık zorlama olup elindeki bütün fikirleri harcamış olmasına rağmen hala izleniyor. Viola Davis’i bizle tanıştıran, hatta onu Emmy’de “en iyi kadın oyuncu” ödülü almış ilk Afro-Amerikalı yapan dizi, gerek oyunculuğu gerek hikayesi ve özellikle muhteşem kurgu fikri ile son yılların yapılmış en muhteşem işlerinden biridir. Övme işlemine aşağıda devam edip konuya geçiyorum…

Dizinin mantığı diğer dizilerden farklı işliyor. 15 bölümden oluşan sezonlarıyla dizi ilk 9 bölümünde size gelecekte yaşananları gösterip, olayların oraya nasıl geldiğini anlatıyor. Her bölümün başında ve sonunda, maksimum 1 dakikalık gelecekten görüntülerle bize yaşanmış bir olayı ya da cinayeti gösteriyorlar. Konunun oraya nasıl geldiğini anlamadığınız bu gelecekten görüntülerden sonra geçmişe dönüp, o güne ne kadar zaman kaldığını; oraya kadar neler yaşandığını izliyoruz. Anlatması bir güç ama anlatabildiğimi düşünüyorum.

Gel gelelim ilk sezonda bir cinayete tanık oluyoruz. Biri ya da birileri ölmüştür. Hem de bildiğimiz bir mekanda. Ölüm olayının gerçekleşmesinin pek de mantıklı olmadığı bir yerde. Kimin öldüğü ya da öldürdüğü ise ancak 9. bölümde ortaya çıkıyor. Her bölümde fazladan aldığımız 1 dakikalar ile ipuçlarını toparlıyoruz ve git gide heyecanlanıyoruz. Birinin öldüğünü, dizi boyunca göreceğimiz karakterlerin de buna bir şekilde dahil olduğunu görmemize rağmen olayların gelişimini bilmediğimizden meraklanıyorsunuz. 9. bölümde, daha önce gördüğüm gelecekten görüntüleri tekrar izliyoruz ama bu sefer arada kalan, gösterilmeyen parçaları da görüyor, cinayetin nasıl gerçekleştiğine tanık oluyoruz. 9. bölümden sonra da bu cinayetin temizlenme hikayesi başlıyor.

Annalise Keating; başarılı bir profesör ve avukattır. Girdiği her davayı öyle ya da böyle kazanmayı başaran biridir. Alt kademelerde nam salmış bir isimdir. Öğretmen de olan Annalise; öğrencilerini de davalarına dahil eder, onlardan fikir alır. Hatta derste sıradaki davası hakkında sorular sorar, mantıklı yaklaşımlar yapanları davalarının bir parçası yapar. Fakat bu sefer 5 öğrencisi ile fazladan yakınlaşmak zorunda kalır: Wes, Connor, Laurel, Michaela ve Asher. Çünkü gelecekteki görüntülerde birinci sınıf öğrencisi olan bu 5’linin de bir şekilde cinayete dahil olduğunu görürüz.

Tabii ki dizide birçok yan karakter var. Her bölümde yepyeni bir dava, yepyeni bir insan ile tanışıyoruz. Annalise davaları çözüyor; yeni avukatlar, yeni hikayeler, yeni suçlarla karşılaşıyoruz. İlk sezonda tanıştığımız birçok isim 5. sezonda da duruyor olmasına karşın çoğu diziye bir şekilde veda ettiler. Dizinin en güzel yanlarından biri de tam olarak bu. Kimseye acımıyorlar. Ve diziden kimin çıktığını, kime ne olduğunu öğrenebilmek için sürekli beklemek zorunda kalıyoruz. Hem de bunu birinin öldüğünü bile bile yapıyoruz.

Dizi; hikaye/senaryo bakımından üst düzey bir performans gösteriyor. Diziyi en güzel kılan nokta, herkesin birbirine yalan söylemesi, arkadan iş çevirmesi ve bunları toparlarken yeniden yalan söyleyip yeniden ortalığı karıştırması. Dizide önemli karakterlerin fazla olması ve her sezonda yenilerinin eklenmesiyle ortaya oldukça karışık, sezon sonunda anca toparlanabilen bir karmaşa çıkıyor. Fakat sizler seyirci olarak ne kadar ipucu toplarsanız toplayın, dizi sizi bir şekilde ters köşe yapmayı başarıyor. Bunun sebebi de tamamen kurgu.

Dizinin en başarılı yanı kurgusu. Öncelikle her bölüm başı ve sonunda gelecekten görüntü gösterip finalden spoiler vermek mükemmel bir fikir. Aslında tehlikeli olmasına karşın karakter çoğunluğu sayesinde dizi parçaları güzel bir şekilde dağıtıyor. İlk sezonda ileri git-gel yaparak kurguda farklılık yakalayan dizi, ilerideki sezonlarda da zamanı ileriye ve geriye akıtarak yepyeni bir yaklaşıma imza atıyor. Gene finalden bir kare gösteriliyor ve ardından zaman geriye akıp birkaç saat öncesine gidiyor gibi düşünün.

Dizi size bağ kurabileceğiniz birçok karakter veriyor. Dizi size her bölüm bir macera bir kapışma vaat ediyor. 15 bölümlük dizi, her bölümünde bir ana konu ve yan konular ile sizi meşgul edip, hiç sıkmıyor. Hatta bir yerden sonra bunaltmaya başlıyor. Altına girdikleri cinayetin altında ezilen isimlerle beraber siz de bir yerden sonra boğulmaya başlıyor ve hukuk denen şeyin nasıl esnetildiğini, bükülebileceğine tanık oluyorsunuz. Dizi; avukatlık mesleğinin bütün iyi ve kötü yanlarını gösteriyor. Keza rüşvet, arka planda dönen pis işler, adam kayırma, hackleme gibi birçok gerçekliği de bize gösteriyor.

6. sezonu gelecek olan dizinin 4. ve 5. sezonu artık zorlama bir hal aldı. Aslında senaryoyu hala öyle ya da böyle ilerletmeyi başarıyorlar ama kurgusal bütün fikirlerini harcadıkları için eski havasında değil. 6. sezon da zaten final olacak. 5 sezondur izlediğim bu diziyi yazmak nedense bu güne kısmet oldu. How to Get Awat with Murder; çok sağlam dizi arıyorum, beni bağlasın, hatta içine çeksin diyenler için birebir. Yeni dizilerde ilk bölüm önemlidir. Dizinin ilk bölümünü izlediğinizde, büyük ihtimal bir hafta içerisinde 5 sezonu da su gibi içeceksiniz. Garantisini veriyorum.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın