Tam 10 yıl sonra stand-up komedi sahnesine geri dönen Chris Rock, yeni Netflix gösterisi Tamborine ile ilgileri tekrar üzerine çekmeyi başardı. En son 2008 yılında “Kill the Messenger” ile sahnede gördüğümüz başarılı komedyenin farklı bir enerji ile geri döndüğünü söylemek kesinlikle yanlış olmaz. Bu farklı enerji yılların usta komedyenine çok farklı bir tat katmış.

53 yaşındaki komedyen basit bir tişört, kot ile çıktığı sahnede verdiği imaj ile içimizden birisi olduğunu ve 10 yıl boyunca kaybolmadığını, gözlemlemeye devam edip materyal biriktirdiğine bizi inandırmak istiyormuş gibi. Şahsen Rock’ın gelmiş geçmiş en iyi komedyenlerden birisi olduğunu ve sadece iyi değil kötü yanlarını da seyirciye doğru şekilde aktarıp empati oluşturma konusunda başarılı olduğunu düşünüyorum. Her zaman kindar, politik ve kadın-erkek ilişkilerinde iki tarafın da yaptığı hataları acımasız bir dürüstlükle anlatan Rock, bu gösterisinde de aynı özellikler taşıyor fakat yasal ve ahlaki olaylar ile ilgili karamsarlığı bence her zamankinden biraz daha yumuşaktı.

Gösteriyi polis-siyahi gerginliği ile ilgili başarılı bir şakayla açan Rock, ünlü olmasına rağmen kendi maruz kaldığı ırkçılığı da yüzeysel olarak olsa da söylemeden geçmiyor. Polisler ve pilotları karşılaştırarak bazı mesleklerde herkesin sağlam olması gerektiğini söyleyen Rock, bu bakış açısıyla genellikle yapılan yorumlardan farklı bir noktaya vurgu yapıyor. Amerika’nın ne kadar çılgınlaştığından bahsederken sahip oldukları silah sorunlarıyla ilgili yaptığı “Bu silah meselesinin sonu yok, silahlara kontrol falan gelmeyecek, bu konuda çok konuşursan vurulursun“ yorumu bence bu gösterideki en anlamlı şakalardan birisiydi. Ardından avlanma ve dedesiyle ilgili küçük bir anısını paylaşıp medyayı da eleştirdikten sonra silah problemini çok güzel bir şekilde geçiyor.

Sahneye döndüğüne ne kadar sevindiğini anlatan komedyen, 10 yıllık süre zarfında çocuk yetiştirmenin zorluklarından bahsederken yaptığı şakalarla eskiye göre ırkçılığın çok da fazla değişmediğini anlatıyor. Kızlarının yeni okula başladığını ve yeni okullardaki eğitim sistemlerinin ne kadar saçma ve gerçekçi olmadığına da değiniyor. Tanrının da hatalar yaptığından bahsettikten sonra Karayip turizminin iki yüzlülüğünü de eleştirip bizleri ikinci yarıya kahkahalarla uğurluyor.

Gösterinin ikinci yarısı evlilik, ilişkiler ve özellikle kendi boşanması hakkında geçiyor. 16 yıl evliliğin ardından kendi hatalarından, aldatmasından dolayı boşandıklarını anlatan komedyen bu yaptığı hataların eşini ve evliliğini nasıl etkilediğini biraz da günah çıkarıyor edasıyla izleyenlere aktarıyor. Bu kısımda hoşuma giden en büyük detay, yönetmen Bo Burnham’ın kamerayı tamamen komedyenin yüzüne yaklaştırıp, bu hatalarından dürüstçe bahsederken gerçekliğin rahatsız ediciliğinden kaçınmadan bizlere sunması.

Gerek pişmanlıktan elde ettiği bilgileri aktarırken gerek siyasi yorumlar yaparken her zaman komedide kalıp terapi hissi vermeyen Chris Rock, bu tip ağır konulardan sonra porno bağımlılığı ve Rihanna’nın ona pas vermemesi gibi basit konulara güzel geçiş yaparak cidden iyi bir iş çıkarmış. Kendini geliştirmiş ve çağa tamamen adapte olmuş yepyeni bir Chris Rock bence hepinize çok güzel vakit geçirtecek.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın