“Gözlerinizin önünde olup bitenleri kimin için derliyorsunuz?”

Italo Calvino, 15 Ekim 1923’de Küba’nin Santiago de Las Vegas şehrinde dünyaya geldi. Gençlik yıllarında Küba’dan İtalya’ya göç eden yazar, kurmaca yazarlığının yanı sıra, Komünist Parti Üyeliği, Einaudi Yayinevindeki görevi, gazetelerle çeşitli dergilerdeki yazıları aracılığıyla, II. Dünya Savaşı sonrası İtalya’nın en önemli yazarları arasındaki yerini aldı. 1950’lerde fantezi ve alegoriye yöneldi, yazdığı üç anlatıyla adından söz ettirdi: İkiye Bölünen Vikont, Agaca Tüneyen Baron ve Varolmayan Şövalye.

Calvino’nun,en tanınan eser, bilinç akışı yöntemiyle yazdığı ve evrenle insanların yaratılışını konu alan Kozmokomik Öyküler’den, Marco Polo-Kubilay Han ilişkisi çerçevesinde arzu, bellek, yaşam, ölüm gibi temaları büyük bir incelik ve şiirsellikle işlediği Görünmez Kentler’dir.

Calvino, 19 Eylül 1985’de, geçirdiği beyin kanaması sonucu Siena’da hayata gözlerini yumdu. Bir yazarın öldüğüne inanmayan kitap delisi biri olarak bu yazımda sizleri ‘Zor Sevdalar’ eseriyle tanıştıracağım.

“Fotoğrafı çekilen gerçeklik hemen nostaljik bir nitelik alıyor, zamanın kanadında uçup gitmiş bir sevinç, bir gün öncenin fotoğrafı bile olsa bir anma niteliği kazanıyor. Fotoğrafını çekmek için yaşadığımız yaşam da, başlangıç Da kendi kendini anma töreni.”

Birçok farklı kulvarda ismine rastladığımız Italo Calvino, öykü alanında Zor Sevdalar eseri ile karşımıza çıkar. Kitap on üç farklı öyküden oluşur. İlk olarak Can Yayınları ile basımı yapılır sonrasında yeni tasarımı ile Yapı Kredi yayınları ile okurla buluşur. Rekin Teksoy ve Semin Sayıt isimlerinin çevirisi ile sunulmaktadır. 111 sayfalık eser, yalnızca iki-üç sessiz ve sakin saatinizi alır. Fakat satır araları birkaç günde ancak anlaşılır. Öykülerin okura hissettirdiği hep ikili çıkmazlarıdır. Karakterin hareketini yapmadan yaşadığı gerginliğin kelimelerde yer buluşu ve o sırada mekanda yaşanan anlık durum aynı anda okura sunulur. Detayların gözün alabildiğinden öteye gitmesi bir anda okuyanı sarıp sarmalar. Birçokları, Calvino öyküleri için ihtimallerin boğuculuğunda canlı kalma sanatını tattırdığı tabirini yapmaktadır. Farklı birçok karakterin yer aldığı öyküsünde belki de en ilginci bikinisine ulaşamayan kadının durumuydu. Başınıza hiç gelmeyen bir durumun ruh haline girmek Calvino’nun okura sunduğu en hoş tattır. Yaşamınız boyunca askıya astığınız montun bir başkasını etkileyebileceğinizi düşündünüz mü? Bu kitaptan sonra düşünmeniz mümkündür. Ya da bir nesneye verebileceğiniz değeri kelimelere döktünüz mü bir paragraf kadar? Calvino dökmüştür:

“Pardösünün cebindeki eli bir telefon jetonuyla oynuyordu. Ertesi sabah Roma’da Termini İstasyonu’na iner inmez, elinde jeton yakın telefon kulübesine koşacak, numarayı çevirecek, ‘Biliyor musun, geldim sevgilim…’ diyecekti. Jetonu elinde çok değerli, yeryüzünde benzeri bulunmayan bir nesneymiş, varışta kendini bekleyen şeyin, ele gelir tek kanıtıymış gibi saklıyordu.”

Duygu yoğunluğunun en net ve kolay tabiri edilişi cinsellik olarak adlandırılır. Yazarın birçok öyküde bunu kullanılması gözden kaçmaz bir gerçekliktir. Kelimeleri bir dans figürü kadar esnek ve ahenkle kullanan Calvino’nun cinsellik kavramını bu kadar çok kullanması gerekir mi sorusunu akla getirir. Şöyle bir ön yargı oluşmasını da istemeyiz, sıklıkla kullanılması yalnız bu duygunun olduğunu düşündürmesin. Korku, endişe, sevinç insana dair birçok his belirlenen karakterler üzerinden hissin içine okuru alarak anlatılır. Yaşanılan mekanlarda anlık bulunma hissini yaşarken öykü daha uzun olabilirdi diye düşünmeden alamıyor insan kendini. Fakat betimlemeyi olay örgüsüne tercih etmeyenler için bazı bölümler akıcı gelebilir. Fakat Calvino’nun diğer eserlerini okumuşlar bilir ki “Zor Sevdalar” kitabı çok sade kalır betimleme noktasında. Yaşamda bazen Zeki Demirkubuz filmi anları tattığımız olur. Bu anlarının çekilmezliğini bir kitapla atlatmanız mümkün! Okuduktan sonra o anlara verilen duygu yüklemesi satır arası özelliği kazandırır. Bir Memurun Serüveni, Bir Fotoğrafçının Serüveni, Bir Yolcunun Serüveni, Bir Okurun Serüveni gibi isimler barındıran öyküleri içerik hakkında bilgi verse de içine girildiğinde çok daha ötesini anlatır. Bundan ötürü öyküleri tek tek özetlemek kurguya haksızlık olur düşüncesi ile yer vermedik. En kısa süre de ulaşmanız dileğiyle. Ve biliyorsunuz ki bizi yalnız okumak kurtaracak!

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın