Karın şehrimi esir aldığı, kimi yerlerde harika bir manzaranın olduğu ama bir yandan da büyük bir çile çektiren soğuk bir günde evden dışarı çıkmayan bir okur olarak çayımı kahvemi elime alıp ne okusam diye düşünmeye başladım. Tam karşımdaki pencereden gördüğüm harika kar manzarasından olsa gerek kitaplığım ilk rafında aynı yayınevinden kitaplarla bir arada duran Kış Masalı’nı elime aldım. Uzun zaman önce alınmış, bir türlü okunma sırası gelmeyen kitaplardan biri daha. Bazı kitapların zamanları vardır ve Kış Masalı’nın zamanı o andı. O artık yüzyıllar önce Shakespeare tarafından yazılan Kış Masalı’yken şimdi benim huzurlu kış masalımın bir parçasıydı.

1564 – 1616 yılları arasında yaşayan Shakespeare’in hayatı hakkında çok fazla bilgi yoktur. Daha doğrusu hakkında o kadar fazla rivayet edilen, doğruluğundan emin olunmayan bilgi vardır ki ne desek tam doğru değildir. Kimine göre aynı dönemde yaşayan Marlowe’dir o, kimine göre Bacon, kimine göre de bir kadındır. Onu en genel haliyle tanıtmak istersek İngiltere’nin en büyük yazarıdır. Sadece yazmış olduğu tiyatrolarla değil, soneleriyle de dünya edebiyatının mihenk taşıdır. Hatta başka bir araştırma konusu olabilir ki yazmakla bitmez, Shakespeare’den etkilenenler. Televizyonlarda izlediğimiz dizilerde bile gerek ciddi olarak gerek de espri olarak Shakespeare fazlasıyla yer alıyor aslında.

Kış Masalı, Shakespeare’in son eserlerinden, 1609 ile 1611 yılları arasında yazılan dört oyundan biri. Bu dört oyuna Mina Urgan – İngiliz Edebiyatı Tarihi kitabında romans dendiğini yazıyor ve ardından da romans kavramının ne olduğunu açıklıyor:

“Fransızca, İspanyolca, Portekizce gibi Latinceden türeyen dillere İngilizce’de “romance languages” denilir. Bu dillerde şiirle ya da düz yazıyla yazılan öykülere de, Orta Çağ Edebiyatı’nda “romance” denilirdi. Gerçeklere daha bağlı kalan romanlardan farklı olarak, romance’larda sıradan yaşamla hiçbir ilgisi olmayan doğaüstü durumlar, heyecan verici romantik serüvenler, yeryüzünde görülmeyen gizemli kişiler, doğaüstü olaylar yer alır. Shakespeare’nin son oyunlarında romance’ların bu özelliklerini görürüz.”

Bu romans terimin ana kaynağı Edward Dowden adlı bir Shakespeare araştırmacısıdır. Romansın tarihi seyrinin yanı sıra romantik ögeler barındırması, kahkahadan attırmaktan ziyade insanı tebessüm ettiren bir içeriğe sahip olması da son 4 oyunu diğerlerinden ayırmıştır.

Eskiden uzun kış gecelerinde insanlar sobaların başına oturur, ortaya bir bilgeyi alır ondan masallar dinlermiş. Bu masallarda kehanetler, ihanetler, hatalar, hataların sonucunda mutlaka verilen cezalar, iyilere verilen ödüller, dirilen ölüler bol miktarda yer alırmış. Masal dediğimiz kavram dünyanın her yerinde aynı şeyi ifade eder. Hiçbir milli ve dini öge olmaksızın, çocukları eğlendirmek, eğlendirirken de insani dersler vermek için aktarılan anlatılardır. Shakespeare de bu nedenle bu eserin adını masal koymuştur. Çünkü anlattığı aslında bir masaldır.

Oyunun özgün metni “Kralın Adamları” topluluğunun oyun düzeni defterinden alınmıştır. Bu topluluk Shakespeare ve arkadaşları tarafından kurulmuş bir tiyatro topluluğudur. Shakespeare’in tiyatro alanında bu kadar başarılı olmasının bir sebebi de budur belki de. O hem bir oyun yazarı, hem bir oyuncu, hem de oyun yönetmeni bir tiyatro patronu olarak hayatını sürdürmüştür. Tiyatronun her yanını en iyi bilen isimlerden biridir bu nedenle.

Oyunu genel olarak incelediğimiz zaman ortaya bir kıskançlık kavramı çıkar. Oysa ki kıskançlık deyince sıkı bir Shakespeare okuyucusunun ve seyircisinin aklına Othello gelmelidir. Othello Mağripli bir zencidir ve soylu bir ailenin beyaz kızı olan Desdemona’ya aşıktır. Desdemona da ona aynı hisleri beslemektedir. Othello ve Desdemona’nın aşkına o dönemde kimse inanmaz, inanamaz. Hatta Desdemona’nın babası ona büyü yapıldığını bile düşünür. Bir sürü engelden sonra Othello ve Desdemona birbirlerine kavuşur ama etraf mutlu olmalarına izin vermez. Belki de Shakespeare’in kaleminden çıkan en kötü karakterlerden biri olan Iago saf kötülüktür. Desdemona’nın kocasını aldattığını düşündürür Othello’ya. Othello zaten aşağılanan bir adam olmanın psikolojisi ve Iago’nun oyunları nedeniyle inanır bunca yalana, onun olan olur hem sevdiğine hem de kendine. Kendi elleriyle karısının canını alırken aslında kendini de öldürür. Son anlarında bile kör kütük aşıktır her ikisi de birbirine.

Kış Masalı’nda da Leontes, karısı Hermion’u kıskandığı, onu zinayla suçlayıp yargılanması sağladığı görülür. Shakespeare İngiltere tarihine oldukça yakın durmuş biridir. Sarayda birçok defa bulunmuş, İngiltere tarihiyle ilgili oyunları birçok defa orada sahnelemiştir. Bir kraliçenin zina suçuyla yargılandığını Shakespeare’in oyunlarında gören İngiltere bu durumun gerçeğine VIII. Henry ve Anne Boleyn ilişkisinde görmüştür. Anne Boleyn resmi kraliçe değilken, kralı kendisine aşık etmiştir. Kralın kraliçeden boşanmasını kolaylaştırmak için İngiltere’nin mezhebi bile değiştirilmiştir. Ancak boşanma bu şekilde geçerlilik kazanmıştır, Henry ile Anne Boleyn evlenmiştir. Ama Anne Boleyn, ilk kraliçeden daha beter bir duruma düşerek zina suçundan infaz edilmiştir.

Hermion’ın infazından sonra Leontes hayatına devam etmiş olsa da bu durumdan pişman olmuştur. Hatta oyunun sonlarına doğru bu pişmanlık iyice ortaya çıkmıştır. Hermion’ın yeniden canlandığı noktada arkada çalan müzik Antik Yunan tragedyalarındaki ilahi bahşedilmenin bir simgesi gibi olmuştur.

Her şeye rağmen kral, kraliçe ve kızları oyunun sonunda kavuşmuş ve mutlu sona ulaşmıştır.

İşte romans! Mutlu son!

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın