Search

Bir Rüyadan Arda Kalan Hayat: Ahmet Hamdi Tanpınar

160

“Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır. Bu da gösterir ki zaman ve mekan, insanla mevcuttur!”

Bursa’da doğmuş, büyümüş ya da en iyi ihtimalle Bursa’da okumuşsanız Tanpınar’la ilişkiniz bir başkadır. Şehrin her yerinde Ahmet Hamdi Tanpınar’a rastlar; ondan izler bulursunuz. Arap Şükrü Sokağında yere dizili taşların üzerinde ismini okumadıysanız Ahmet Hamdi Tanpınar Alt Geçidinden geçmişsinizdir. En iyi ihtimalle şu dizeler üzerinde düşünmüşsünüzdür.

“Bir şehri sevmek aşka sebep aramaktır.”

Tanpınar kim? Bursa ile ne ilgisi var? Ben bunca şeyi neden anlatıyorum? Hemen açıklayayım. Ahmet Hamdi Tanpınar –hocalarımın deyimi ile- bir hülya adamı ve Bursa’yı en çok seven isimdir. O kadar sevmiş ki hayali aşkına “İsterdim bu eski yerde seninle /Baş başa uyumak son uykumuzu“ diyerek seslenmiştir. Onun hisleri kara sevda diyebileceğimiz bir tutku, belki de bir takıntıdır. Hayallerinde Bursa’da Yeşil’de yürüdüğü sevgilisi gerçek hayatta eşiyle balayına gitse de şehirden vazgeçemez. Çünkü başka hiçbir şehirle kişiliği, iç dünyası arasında ilişki kuramaz. Bunu “Beş Şehir” adlı deneme kitabında dört şehre sadece isimlerini başlık olarak kullanırken sevdalı olduğu şehir için “Bursa’da Zaman ve Hülya Saatleri”ni uygun görür. Ayrıcalık tanır.

Hülya adamının yaşamından biraz söz edeyim, kuru kuruya mucizelerinden söz etmek olmaz. Ahmet Hamdi Tanpınar 23 Haziran 1901 senesinde İstanbul’da dünyaya gelir ve 1962 senesine kadar yaşama şahitlik eder. Babası Osmanlı kadısı olduğu için şehir şehir gezer: Ergani, Musul, Kerkük, Antalya ve daha niceleri. Ergani’de yaşadığı döneme dair bir anısını şöyle anlatır bize:

“Ergani Madeni’nde üç yaşımda iken bir gün kendime rastladım. Çok karlı bir gündü. Ben sıcak ve buğulu bir camdan karla örtülü bir bayıra bakıyordum. Sonra birden bire kar tekrar yağmaya başladı. Bir çeşit çok lezzetli bir hayranlık içinde kalmıştım. Bu anı her karlı günde hatırlar ve yağmasını beklerim.”

Bu anı Tanpınar’ın poetikasını ve kişiliğini neredeyse eksiksiz özetler. Bakmak, lezzet, hayranlık kelimeleri anahtar kelimeleridi. Bir buğulu cam arkasından hayatı izler, temâşâ eder. Temâşâ şair için rüyalar alemidir. Onda dış alem her zaman rüya gibi işlenmektedir. O saatler, bir rüya aleminde yaşamak gibidir. Tam hülya adamının anıları değil mi?

Rüya avcısı annesini 15 yaşında kaybettikten sonra önce Halkalı Ziraat Mektebi’ne daha sonra da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne gider. Hayatının dönüm noktası burasıdır. Çünkü onu Tanpınar yapacak ilk şey gerçekleşir: Yahya Kemal’in öğrencisi olur. Sadece öğrencisi olmakla kalmaz; üstad, abi, yakın arkadaş ve daha bir çok şey. Yahya Kemal, Cumhuriyet Dönemi sanatçılarının çoğunda olduğu gibi genç öğrencinin tarihe bakışında, estetik zevkinde çok etkili olur. Hocasıyla kıyaslanmaktan hiç hoşlanmaz. Hatta şiirlerini başarısız kabul etmesinde bunun rolü büyüktür. Şiir konusunda hocasından ileri gidemeyeceğini düşündüğü için nesire yönelir. Bursa’da Zaman şiiri Kendi Gök Kubbemiz’in gölgesinde yazılır. İlk şiirlerini üniversitedeyken yazar. Üniversite bittikten sonra öğretmenlik hayatı başlar.

1944 yılı itibariyle Tanpınar’ın romancı kimliği ile tanışıyoruz. Mucizeler de benim için burada başlıyor. Yani “Fransızlar için Proust neyse bizim için de Ahmet Hamdi o,” söyleminin çıkış noktası o süreçte gerçekleşir.

Üçlemesinin ilk kitabı Mahur Beste tefrika edilmeye başlanır. En az rüya kavramı kadar önemli olan musiki de kendini gösterir.  Eser –diğer kitaplarla beraber- Eyyubi Ebubekir Ağa’ya ithaf edilir. Mahur makamında bestesi vardır.

“Şark oturup beklemenin yeridir. Biraz sabırla her şey ayağınıza gelir.” HUZUR / TANPINAR

Serinin ikinci kitabı ve en iyi kitabı Huzur 1948 yılında tefrika edilir. Bunun hakkında biraz gevezelik etmek istiyorum. Kitap Mümtaz ile Nuran’ın aşkı konu ediniliyor. Fakat bu aşk çevresinde doğu-batı çatışması verilir. Yazarımız  bu çatışmada asla taraf tutmaz. Çünkü arada kalmışlığın, sıkışmışlığın farkındadır. Mümtaz bir roman yazmaya karar verir. Romanın konusu Şeyh Galip’in hayatıdır. Fakat Mümtaz, Şeyh Galip’i değil Nuran ile aşkını anlatacaktır. Ancak bir türlü bitiremez. Nuran’dan ayrılınca kalemi tamamıyla durur. Sanattan hayata, hayattan sanata sürekli yolculuk halinde olan Mümtaz aynı yazarı gibi her şeyi kendi benliği arkasından görür. Buğulu camın arkasından bakar gibi… Aslında Huzur hakkında anlatacak çok şey vardır. Fakat asıl meselemize dönmemiz gerek.

Türk romanı Tanpınar’a kadar kısır döngüdeydi. İç konuşma, bilinç akımı, zamanın farklı tekniklerle kullanılması bizim için uzaktı. Oğuz Atay, Orhan Pamuk gibi romancılarda gördüğümüz bu teknik aslında bize yabancı değildi. Ahmet Hamdi Tanpınar belki bilinçli belki bilinçsiz modern romanın temelini atar. Tanzimat’tan beri denediğimiz kendi özümüzü kaybetmeden Batı’yı takip etme meselesine yeni bir boyut gelir. Tanpınar romanlarında modern teknikleri kullanırken bir millete özgü değerleri de verir. Psikolojik ruh çözümlemeleri de cabasıdır. Şiirsel bir dille yazılan hikayeler ve Batı’da görüp de bir türlü kullanmayı beceremediğimiz yenilikler ortaya çıkar. Hepsi 19. asırın yetiştirdiği ilim insanıyla beraber Türk Edebiyatı’na kazandırılır. Kara Kitap’ta benzer bir kurgu oluşturan Orhan Pamuk, Huzur’u Türk Edebiyatı’nın en iyi romanı olarak gösterir.

Eski ile yeni arasında bocalayan kahramanlar şiirsel bir üslupla Sahnenin Dışındakiler romanında da anlatılır. Bu defa Kurtuluş Savaşı’ndan kesitler verilir. Aynı Dante’nin İlahi Komedyası’nda olduğu gibi sevilen kadın arayışı vardır. Burada günlük işlerin içinde çırpınan ve yaşama mücadelesi veren insanları, insan olarak yaşamaya mahkum Tanrılar gibi görür.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü ironik bir anlatımla okuyucunun karşısına çıkmaktadır. Aslında bu kendi çağının hicvidir. İki uygarlık arasında bocalayan Türk toplumu Hayri İrdal karakterinde hayat bulur. Ayrıca yazar çağın modası psikanalizle de dalga geçmeyi ihmal etmez. Ufak bir not düşmem gerekecek; Tanpınar’ı sevenler en iyi kitap hangisi tartışmasında ikiye ayrılırlar: Huzur taraftarları ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü taraftarları.

ŞAİRLİK MESELESİ

“Billur bir avize Bursa’da zaman.”

Tanpınar’ın şairliği için ayrı bir yazı yazılabilir. Her ne kadar hocası Yahya Kemal’in gölgesinde kalsa da çok başarılı bir şairdir. Hayata rüyaların arkasından bakar. Bir rüyadan uyanır başka bir rüyaya geçer. Çünkü rüyalar onun için evrensel zamanlara açılan kapılardır. Rüyadan yola çıkarak zamanı yakalamaya çalışır. Bunu en iyi Bursa’da yapar. Mehmet Kaplan onu Amphion’a benzetmektedir. Flütü ile şehirler kuran kahraman, Bursa’da Zaman şiirinde Ahmet Hamdi olur. Kelimelerle şehri yeniden kurar. Bunu yaparken tek bir zaman vardır. Ne geçmiş ne gelecek ne de şimdi: Hepsinin bir arada bulunduğu bir zaman “yekpare geniş bir an”. Hani şu mezar taşında da yazan meşhur dizeleri hatırladınız değil mi?

“Ne içindeyim zamanın/ ne de büsbütün dışında/ Yekpare geniş bir anın / parçalanmaz akışında”

Bergson’un durrê (Türkçe’ye süre olarak çevrilmiş) kavramı şairin zamana bakışını açıklar. Yekpare geniş bir an bütün zamanların birleşimidir. Parçalanmaz akış ise zamanların birbirinden ayrılamayacağıdır. Rüya ve hülya kavramları buradan doğar. Ölümsüzlüğü rüyalarda bulmuştur.

“İsterdim bu eski yerde seninle

Başbaşa uyumak son uykumuzu,

Bu hayâl içinde… Ve ufkumuzu

Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,

Havayı dolduran uhrevî âhenk..

Bir ilâh uykusu olur elbette

Ölüm bu tılsımlı ebediyette,

Belki de rüyâsı bu cetlerin,

Beyaz bahçesinde su seslerinin.”

Her sanatçıda olduğu gibi zaman şairinde de ideal şehirde ideal sevgiliyle birlikte olma isteği vardır. Onun  için ideal şehir Bursa’dır. Ama ideal kadın hala gizemini korumakta.

Tanpınar ömrü boyunca bir rüyadan arta kalmanın hüznünü yaşamıştır. Memleketçi şiir kalıplarına kelimelerle resim yapmayı da ekleyerek kendi üslubunu ve şiirini oluşturmuştur.

Zaman sanatçısının anısına…

Tanpınar'ın Mezar Taşı



mm

''Herhangi bir kentte varoluşun herhangi bir zamanında'' -Tezer Özlü Laleli'den dünyaya doğru giden o tramvayın peşinde daima yolcu Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Ahmet Cemal Kültür Atölyesi


2 thoughts on “Bir Rüyadan Arda Kalan Hayat: Ahmet Hamdi Tanpınar

  1. Kayıpalfabe

    Bir yazar ancak bir edebiyatçinin kalemiyle bu kadar güzel anlatilabilirdi..çok güzel olmuş,yüreģinize sağlık..

    Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir