Korku sineması yapmak zor bir tercih olmuştur her zaman. Yapması kolay da olsa başarılı olması hiç kolay değildir. Rezil de olma vezir de olma ihtimali yüksektir. Wes Craven; korku sinemasını tercih edip ikon olmayı başarmış nadir yönetmenlerden biridir. İkon olmakla kalmamış; hayatımıza, literatürümüze birçok sahneyi ve karakteri de sokmayı başarmıştır. Yani öyle korku sinemacısı deyip geçmemek gerek. Kendisi korku sineması denince akla gelen ilk isim olmayı başarmış, bizim de korku sineması deyince aklımıza gelen ilk imgelerin yönetmenliğini yapmış kişidir.

2 Ağustos 1939’da hayata merhaba diyen Wes Craven, baptist bir aileden gelir. Üniversitede yazarlık ve psikoloji okuyan yönetmen daha sonra hayatında bir twist plot yaparak sinemaya yönelir ve ilk işi New York’ta bir film şirketinde ses editörlüğü olur. Korku filmlerinin ana unsuru olan sesi özümsedikten sonra yavaş yavaş yönetmenliğe doğru ilerler. 1971 yılında Sean Cunningham ile ilk yönetmenlik deneyimini yaşadıktan sonra hayatındaki bir diğer önemli kararı vererek korku sinemasına yönelir ve yıllarca konuşulacak ilk filmi The House on the Left’i 1972 yılında çeker. Kızlarına tecavüz etmeye kalkan sapıkları def etmeye çalışan bir ailenin hikayesini anlatan Wes Craven daha ilk filmden ne kadar yetenekli olduğunu ve bir o kadar da vahşi olabileceğini tüm herkese göstermeyi başarır. Daha ilk filminden voleyi vuran ve cesur sahneleri ile ilgiyi üstüne toplayan Wes Craven 1977 yılında The Hills Have Eyes’ı çekerek tekrar gündeme gelmeyi başarır.

Korkunun yanına vahşeti ve kanı promosyon olarak veren Wes Craven kan dökmeye halbuki daha yeni başlamıştı. Sırasıyla çektiği korku filmleri ve The Hills Have Eyes 2 ile korku sinemacısı olmaya devam etti. Ardından sene 1984 olur ve Wes Craven kimsenin unutmayacağı bir canavarı hayatımıza sokar: Fredy Krueger! Elm Sokağında Kabus filmi ile yönetmen günümüze kadar ulaşacak bir literatürü oluşturmuş olur. Rüyada ölüm; özellikle de pençeler ve Fredy makyajı Cadılar Bayramının olmazsa olmazı olu verir. Keza sinemada korku dendiğinde de akla ilk gelen karakterlerden biri olduğunu red edemeyiz. Aynı film Johnny Depp’in de kariyerinin başlangıç evresindeki filmlerden biridir.

7 filmlik serinin sadece 2 tanesinde yönetmen koltuğunda oturan Wes Craven 1995’e kadar çeşitli korku filmleri ve TV dizileri yaparak vaktini geçirdi. 91 yapımı The People Under the Stairs onun en yenilikçi korku filmlerinden biridir. 95 yılına gelindiğinde, belki de hepinizin izlediği ama hatırlamadığı bir filme imza atar: Vampire in Brooklyn. Komedyen Eddie Murphy’nin baş rolünde olduğu ve vampiri oynadığı film yarı komedi yarı korku tadında. Bu filmle Wes Craven ilk defa -ufaktan da olsa- komediye el atmış oldu.

Sene 1996 olduğunda Wes Craven ikinci canavarını dünyaya sunar ve bu film sayesinde de teen slasher kavramı ortaya çıkar. Teknik olarak ilk teen slasher kelimesinin kullanıldığı film, Wes Craven’ın meşhur Çığlık’ı olarak sayılabilir. Scream, Türkçe adıyla Çığlık, literatürümüze girmeyi başarmış bir diğer Wes Craven korkusudur. Ne yazık ki filmin senaristi Wes Craven değildir; sadece yönetmenliğini yapar. Film sonrası maskelere olan merak, Amerika’da paranoya ve teen slasher filmlerde inanılmaz bir artış olur. Scream; Fredy amca gibi Amerika’nın boğazına takılı verir. Seri olur, cadılar bayramının bankosu haline gelir ve gençlerin sinemada sürekli ölmesinin miladı olu verir.

Wes Craven, Scream’de katilin kim olduğunu gösterene kadar tam 4 tane film yapar. Ardından gene ufak tefek korkularla beraber komedi ve romantik filmlere yönelir. Sinemanın yanında kendisi üniversitede öğretmenlik de yapar. Westminster Koleji’nde İngilizce dersleri verir ve Clarkson Üniversitesi’nde sosyal bilimler profesörü olur. Wes Craven’ın bir diğer başarısı da filmlerinin dünya çapında tanınması, birçok filme öncü olması ve tekrar tekrar çekilmesidir. The Hills Have Eyes ve The House on the Left 2000’den sonra başka yönetmenler tarafından tekrar yapılmıştır. Scream’in ne kadar tutmasa da bir dizisi yapılır.

4 yıl önce, 30 Ağustos 2015 günü kendisini beyin kanserinden kaybettik. Kendisi gitti; gerisinde asla unutulmayacak filmler, yıllar geçse de cadılar bayramından eksilmeyecek kostümler ve koca bir akım bıraktı. Yazımın başında korku sinemacısı deyip geçmeyin demiştim. Wes Craven kesinlikle saygıyı sonuna kadar hak eden bir isim. Amerikan korku klişelerinin hepsinin yaratıcısı, teen slasher akımının kurucusu ve literatürümüze birçok olguyu sokmuş bir kişidir kendisi. Birçok korku sinemacısının idolü, örnek alacağı bir isim.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın