Amerika’da Netflix and Chill mottosu ile ünlenen Netflix, zamanla farklı ülkelerden diziler alacak kadar büyüdü. Kendileri bile bu kadar büyüyeceklerini düşünmemiştir. Amerika dışına çıkar çıkmaz birçok ülke Netflix’e dizi üretmeye başladı. İspanya en hızlı davranan ülke oldu. Sonra Almanlar ve İtalyanlar geldi. Biz de 14 aralıkta çıkacak The Protector ile bu kervana katılıyoruz. 1983 de Polonya’nın ilk Netflix dizisi. Acaba Polonya’dan nasıl bir dizi çıkar derken sorumun cevabını çok sert bir şekilde aldım: Çıkar hem de taş gibi çıkar.

Dizinin konusuna değinelim… 1983 yılında Polonya’nın 3 farklı şehrinde bombalı saldırı olur ve bu saldırılar sonrası hayat baştan aşağı değişir. Saldırılar sonrası rejim değişir ve daha sıkı bir yönetim gelir. 20 yıl sonrasında Polonya’da yeniden bir hareketlilik başlar. Rejim karşıtı kişilerin tek tek intihar etmesi ve ölüm vakalarının artması ile olaya dedektif Anatol dahil olur. Hukuk öğrencisi olan Kajetan’ın da kendi çapında yaptığı araştırmalar, onun yolunu eninde sonunda Anatol ile kesiştirir. İkisi de bir şeyi farketmiştir: 20 sene önce gizlenen sırlar tekrar ortaya çıkmaya başlamıştır.

Paralel bir evrende geçen dizi, devasa saldırıların bıraktığı iz ile yaşamak zorunda olan Polonya’da geçiyor. Neredeyse karşılaştığımız herkesin bu saldırılara dayanan bir anısı ya da yarası var. Sistem, insanlar, hayat bu patlamalardan sonra baştan aşağı değişmiş. Daha sert bir rejime geçen Polonya, her ülkede olduğu gibi karşıtlara sahip. Fakat enteresan olan bu karşıt görüşlülüler teker teker ölmeye başlamıştır. İntihar gibi gözüken bu ölümler Anatol’ü şüpheye düşürür. Olayın daha derinine inmek isteyen Anatol, bir daha içinden çıkamayacağı bir pisliğe bulaşır. 20 sene önceki sırlar artık yakasına yapışmıştır ve tek çıkışı, gerçekleri ortaya çıkarmak ya da ölmektir.

83’te başlatılan ve adım adım ilerletilen bir darbenin 8 bölümde ince ince ortaya çıkmasını izlediğimiz dizi, ağır ilerlemesine karşın hikayesi ile büyülüyor. 6. bölümde emniyet müdürünün anlattığı Arjantin Darbesi aslında bütün dizinin özetidir. Hikaye bakımından ve hikayenin işlenişi bakımından oldukça etkileyici bulduğum 1983, özellikle paralel kurgu tercihini enfes bir şekilde kullanıyor.

Polonya dizi yapsa nasıl olur acaba derken cevabını şöyle vereyim: Bizim ilk Netflix dizimizi izlemedim ama eminim ki 1983 fersah fersah ileridedir. Hollywood dizilerini aratmayacak kadar kaliteli bir dizi olan 1983; oyunculuktan çekime, sinematografiden aksiyonuna kadar hiçbir yerinde sırıtmıyor. Asansördeki dövüş sahnesinin benzerini hala ülkemizde çekebilen yok. 1983, lehçe olduğunu duymasanız Amerikan dizisi sanacağınız kalitede bir iş.

Senaryosunun da incelikli olması diziyi gözümde çok başarılı kılıyor. Polonyo’nın o soğuk, gri havasını da dizinin her bölümünde hissediyorsunuz. Hiç gülmeyen suratlardan, bürokratlardan ve mutsuz teröristlerden oluşan dizi 8 bölümde bütün yaşam enerjinizi emecek. Ama bunu yaparken de kanınıza muhteşem bir gizem ve gerilim pompalıyor.

Sözün özü… 1983, paralel bir evrendeki Polonya’da geçen bir darbe hikayesini anlatıyor. Fakat bu darbe öyle askeri bir darbe değil; ince ince işlenen ve yıllara dağılmış bir operasyon. Hikayesinden çekimlerine kadar her şeyinin kusursuz olduğu dizi, ağır ilerlemesine karşın sizi ekranda tutmayı başarıyor. Gizli servislerin, FBI’ların, polislerin ve dedektiflerin devlet sırlarını kovaladığı işleri seviyorsanız 1983 tam size göre. Üstüne başarılı aksiyon sahneleri de tuz biber oluyor.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın