Bazı filmler vardır ki peşinizi hayatınız boyunca bırakmaz, yakanıza yapışır adeta unutamazsınız. Yönetmenliğini İran’lı büyük usta Abbas Kiyarüstemi’nin yaptığı evrensel insanlık şiiri Kirazın Tadı da onlardan biri. “İyi bir film bittiğinde başlar” mottosu her zaman çok çekmiştir beni sinemanın büyüsüne. Uzun süreli bir etki söz konusudur. Kiyarüstemi de, buna atıfta bulunarak sıkıcı gibi görünen hatta sinemada uyukladığı bazı filmlerin yeri geldiğinde onu gece uykusundan edecek kadar etkilediğini, haftalarca aklından çıkmadığını söyler. İzleyici koltuğa mıhlayan, esir alan kışkırtıcı filmleri ise kandırılma duygusu sebebiyle kesinlikle sevmediğini açıkça belirtir. 1997’de Altın Palmiye’yi kucaklayan, söylentilere göre senaryosunu 8 yılda bitirdiği Kirazın Tadı da onun tabiriyle “en azından birazcık kestirmenize izin verecek kadar nazik” ama aynı zamanda sizi ölümle yaşam arasında sonsuz bir yolculuğa çıkaracak kadar mucizevi. Godard, sinemanın D.W. Griffith ile başlayıp Kiyarüstemi ile bittiğini söyler. Keskin ve abartılı bir yorum bence ama onun bu başyapıtı içimizde hiç bitmeyen soruları körüklemeyi sürdürüyor.

Albert Camus için öncelikle yanıtlanması gereken tek bir felsefe sorusu vardır: “yaşamın yaşanmaya değip değmeyeceği“. Sisifos, Yunan mitolojisinde sonsuza kadar büyük bir kayayı bir tepenin en yüksek noktasına dek yuvarlamaya mahkûm edilmiş bir kraldır. Fakat hedefe her yaklaşmada taş yine aşağıya düşer. Camus’un yaşamın manasızlığı ve intiharı sorguladığı Sisifos Söyleni’deki gibi Kirazın Tadı da bu sorular etrafında şekillenir çoğunlukla. Bedii, hayatından vazgeçme noktasında uzun bir yolculuğa çıkar. Tek istediği kaba tabirle kendisini gömecek birini bulmak. Plastik toplayan bir adamı gözüne kestirir ilkin fakat Gogol’un Palto’sundan fırlamış adam, parası iyi bu ‘iş’ teklifini “yo yo ben sadece plastik toplarım” diyerek reddeder. Ardından korkak bir askeri de elinden kaçırır Bedii huysuzluğuyla… Sonrasında arabaya binen ilahiyatçı ise niyetini açıklayan Bedii’ye Kuran’ın intiharı yasakladığını ve bunun büyük bir günah olduğunu anlatır. Bedii ise içini kemiren çaresiz hüznü haykıran, aklımızdan kazınmayacak bir karşılık verir.

“İntiharın, en büyük günahlardan birisi olduğunu biliyorum. Fakat mutsuz olmak da büyük bir günah.”

Kiyarüstemi filmlerinde anlatının önemli bir parçası olan araba yine başrolde. Sık sık uzaktan takip ederek sadece konuşmaları duyduğumuz sıkışık bir sosyalleşme durağı araba. Yolcular arabaya biner ve onlara veda etmek zorundayızdır bir süre sonra. Yönetmen Seren Yüce’nin dediği gibi “İnsanın zamanın belirleyicisi değil, bir parçası olduğu hissi” kuşatır bizi böylece. Geniş planlar da bunu vurgular. Evrende daha küçük konumlanan insanları, arabaları, ağaçları daha bir “hayatın içinde” algılarız. Tozun toprağın kasveti, Bedii’nin ifadesiz yüzüyle birleştiğinde sıkışmış bir ölüm hissi pompalar. Hayatımızı andıran uzun kıvrımlı yollar içsel dünyamıza uzanır Kirazın Tadı’nda. Düşünmeye bol bol vaktimiz vardır. Yoldan çıkamama durumu da bizi arabanın -ya da Bedii’nin- içine hapseder. Yaşam ve ölüm hakkındaki bakış açısını simgeleyen bir mezarlığı da hatırlatır araba.

En sonunda Bagheri Bey’e rastlar Bedii. Onu ‘farklı bir yoldan’ götüren Bagheri, hayatın güzelliklerinden bahsederek ruhuna erişmeye çalışır. Bir dut ağacının hayatını nasıl kurtardığını anlatır. “Bu güzel meyvelerin tadından vaz mı geçeceksin” diye sorar Bedii’ye… Yolculuk devam ettikçe arabasına aldığı kişilerle yaptığı konuşmalar onu varolmanın acısına, kirazın çürük tadına, muğlaklıklara, bazen de yaşam sevincine sürükler. Film boyunca duyduğumuz huzur verici kuş sesleri benliğini sarsan bu kararı daha da zorlaştırır. Gölgesinin üzerine düşen taşın toprağın kasveti de vardır Bedii’nin ruhunda, Bagheri’ye “Sabah geldiğinde bana iki küçük taş fırlat. Belki hala hayattayımdır. Omzumu da sars.” sözlerindeki umut zerreciği de.

Kiyarüstemi filmde kasıtlı olarak herhangi bir müzik kullanmaz. Seyircinin Louis Armstrong’un trompet parçasını duyduğu son sahnenin dışında tabii ki. Bu da ölümün kıyısında bir melodidir ve filmin açık uçlu sonunu vurgular. Bedii, kadrajı diğer karakterlerle nadiren paylaşır ve bu, arayışının tekilliğinin bir temsili olarak okunabilir. Yine filmdeki kadın eksikliği, Bedii’nin hayatındaki sevgi eksikliğinin bir yansımasıdır. Bu sessiz adam hakkında bilmemiz gereken her şey, iyi bir diyalog hesabıyla, görsel olarak aktarılır. Kiyarüstemi’nin herhangi bir sinema tutkununun dikkatle izlemesi gereken entelektüel bir yönetmen olduğunu da çok iyi vurgular.

Doğanın evrenselliğinden alır gücünü Kiyarüstemi’nin filmleri. Etnik kökeni, doğum sertifikası, akbili falan olmayan ağaçtan, topraktan, gökyüzünden… Gerçekliğin muğlaklığını ruhumuza işleten uzun planlar, yalnız ağaçlar, geniş düzlükler, sinemasının olmazsa olmazı arabadan benliğimize sızan seyir halinde bir hakikat arayışı… Varoluşsal sancıların yolu kırsal ile kesişir. Tüm bunların birleştiği, gerçekle kurmacanın iç içe geçtiği yurtsuz bir hikaye karşımızdaki. Bir yerde acıyı ve yaşamı kabul etme fikrini kucaklayan dingin bir şiir.

Filmin finalinde Bedii’nin mezara uzandığı sahne hala tüylerimi ürperten, bizi kadim arayışımızın sorularıyla cebelleştiren, sinema tarihinin unutulmaz anlarından biri. Akabinde, kendini ele veren postmodern anlatı kalıbında gerçeklikle filmsel uzay arasındaki ince çizgi kayboluyor ve bir anda film setini görüyoruz. Ama film seti de hayatın bir parçası değil midir zaten? O zaman hangisi gerçektir?

Sonuç olarak Kirazın Tadı dokunaklı, özgün bir şaheser. Ülkemizdeki sinemacılar da dahil olmak üzere çok geniş coğrafyaları etkileyen, hayatın farklı noktalarına naiflikle dokunabilmiş büyük usta Abbas Kiyarüstemi’nin en iyi filmlerinden biri. İran’ın yeni ve ferahlatıcı bir imajını sunmayı başararak, mumla aradığımız şiirsel bir bakış açısı yaratan, kasvet – mutluluk ikileminde seçimi bize bırakan nur topu gibi bir soru işareti. Tozlu genişliklerdeki yaşamın, ölümün ve esnekliğin ahengi. Yıllar geçtikçe ruhumuzda demlenen minimalist bir sanat eseri. Aynı zamanda seyircisinden ‘kesintisiz katılım’ talep eden biraz meşakkatli bir deneyim.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın