Paul Rudd(Ant-Man) ve Evangeline Lilly‘nin(Wasp) başrollerini paylaştığı, serinin ikinci filmi olan Ant-Man and The Wasp 6 temmuz haftasında vizyona girerek izleyicisine kavuştu. Film, Marvel Sinematik Evreni’ne göre konum açısından Post-Civil War diyebileceğimiz bir dönemde geçiyor. Karakterimiz Scott Lang(Paul Rudd) ev hapsine mahkum edilmiş bir şekilde süper kahramanlık ve babalık arasındaki dengeyi tutturmaya çalışırken, karşısına yepyeni ve bir o kadar da acil bir görevle Hope van Dyne(Evangeline Lilly) ve Dr. Hank Pym(Michael Douglas) çıkar. Artık Scott, kostümünü bir kez daha giyip, geçmişteki sırları açığa çıkarmak için Wasp karakteri ile birlikte savaşmayı öğrenmelidir.

Serinin ilk filminde karakterimiz Ant-Man, düşmanı Yellow Jacket’ı yenebilmek için girdiği kuantum boşluğundan, kemerinde bulunan reaktöre yerleştirdiği nesneleri büyüten diskler sayesinde kostümünü normal boyutlara getirerek kurtulmuştu. Dr. Hank Pym ise bu kuantum boşluğunun ne denli tehlikeli ve zaman/mekan kavramlarından bağımsız olduğunu, bu şartlardan dolayı eşini yani Hope’un annesini kaybettiğini açıklamıştı. İkinci film ise, detayları hatırlamayan seyirciler için bir özet niteliğinde tüm sahneleri ve açıklamaları tekrar yaparak karakterlerimizin macerasına start veriyor.

Yeni filmi serinin ilk filminden kuvvetli bir şekilde ayıran tarafı: İlk filmimizde belirli bir kötü adam profilinin oluşturulmamasıydı. Yeni filmde ise baştan sona kadar Ghost(Hannah John-Kamen) karakteri nam-ı diğer Ava’nın amacını gerçekleştirmek uğruna verdiği çabaları izliyoruz. Aynı şekilde bu karakterimize filmde yer yer bir diğer kötü adam Sonny Burch ve legal anlamda kötü rolü üstlenen FBI‘da eşlik ediyor.

İlk filme kıyasla, bu filmde aile draması ve komedi unsurlarının, aksiyon ve öğretici/tanıtıcı olgulara karşı daha ön planda olduğunu görüyoruz. Çok başarılı ve yerinde espriler içeren film, yan karakter Luis‘in(Michael Pena) bulunduğu sahnelerde komedi konusunda resmen zirveye çıkıyor. Şahsi fikirlerime göre, Ant-Man ve ekibi, Marvel’ın hınzır çocukları Guardians of the Galaxy ekibini komedi konusunda geçmiş durumda.

Filmde yersiz bulduğum bir kaç aksiyon sahnesi olsa da, yan karakterlere hayat veren iki aktör, geçmişteki rollerinden dolayı bu filmden daha çok keyif almamı sağladı. Kim bu aktörler derseniz; birincisi, filmimizde karaborsadan teknolojik araç gereç satışı yapıp, filmdeki kötülerden biri olan Walton Goggins. Kendisini filmde ilk gördüğümde aklıma direkt geçmişte Sons of Anarchy dizisinde hayat verdiği trans-kadın Venüs karakteri geldi. Bunun bilincinde izlediğimde ise aktör ve becerilerinden şahsi anlamda çok keyif aldım.

İkinci aktörümüz ise, filmde mesleki pozisyonu gereği sert ve otoriter biri olması gerekirken aksine saf ve yufka yürekli bir profil çizen FBI Müdürü Jimmy Woo(Randall Park). Kendisini yine başka bir başarılı ve bana göre gerçekten komik bulduğum The Interview filminde Kuzey Kore diktatörü Kim Jong-Un’a hayat verirken görmüştük. İki aktörün de önceki performanslarında bu denli başarılı olmaları, gözümde filmin kalitesini bir hayli yükseltti.

Kısaca özetlemek gerekirse, Film; gerek komik taraflarıyla, gerekse bol bol aile draması içeren aksiyon sahneleriyle az da olsa ilk filmi bize andıran sekanslarıyla başarılı bir eser olmuş. Haftasonu normal sinema salonlarında; görsel efekt açısından doygunluk hissi arıyorsanız 3D ve IMAX salonlarında izlemeyi tercih edebileceğiniz sürükleyici ve eğlenceli film. Önerim, eğer imkanınız olursa karakter arka planları ve satır aralarında bulunan ince detayları hatırlamak adına sinemaya gitmeden önce Ant-Man filmini izlemeniz, en kötü bir göz gezdirmeniz. Bu sayede film size daha rahat ve anlaşılır gelecektir.

Son olarak değinmek istediğim konular ise after credits kısmı. Filmimizin sonunda biri credits sonrası biri film sonrası olmak üzere iki after-credits sahnesi bulunmakta. Bence ikincisini beklemenize gerek yok, bir şey kaçırmazsınız. Yazının bundan sonraki kısmında biraz spoiler bulunduğundan şimdiden uyarımı yapmakta fayda var.

Spoiler İçin Buraya

İlk after credits sahnemizde Ant-Man ve ekibi bir çatıda daha minyatür boyda bir kuantum geçidi üstünde çalışırken, Ghost karakterini iyileştirmek amacı doğrultusunda Ant-Man’i kuantum boşluğuna yolladıklarını görüyoruz.  Girerken şakalar yapan Scott, çıkmak için geri sayımı beklediğinde ise şakayla karşılaştığını düşünse de, ortada takımından geriye sadece küllerin kaldığını görüyoruz. Bu da demek oluyor ki, Civil War sonrası Timelıne’ı konu alan film, Infinity War bitişiyle de sona eriyor. Avengers: Infinity War filminde yer almayan karakterimiz Ant-Man, bu film sonunda yer alan after credits sahnesiyle, henüz adı konmamış 4. Avengers filminde muhtemelen kendine yer bulacak gibi gözüküyor.

İkinci sahne ise filmin belli bir aralığında Scott Lang’in evdeki hapis durumunu devralan dev karıncanın bateri çalmasını gösteriyor. Gerçekten beklememe ve olası bir Avengers 4 ipucusu verme ihtimallerine karşı hype olmama rağmen bu sahneyi görünce ağzımda ekşi bir tat oluşmadı değil. Komik bulan izleyiciler olsa da, bence gereksizdi.

[collapse]

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın