Özellikle Dheepan filmi ile tanıyabileceğimiz Fransız yönetmen Jacques Audiard’ın 3 senenin ardından geri döndüğü yeni filmi Sisters Brothers bu hafta vizyona girdi. Patrick DeWitt’in romanından uyarlanan film, bir Fransız yönetmenin çektiği ilk İngilizce Western filmi olarak kayda geçiyor. 2018 Venedik Film Festivali’nde açılışını yapan film yönetmenin kendisine yönetmenlik kategorisinde Gümüş Aslan kazandırdı. Kadrosunda Joaquin Phoenix, John C. Reilly, Jake Gyllenhall ve Riz Ahmed gibi isimleri barındıran film, arka planı ile büyük vaatler verse de altını dolduran bir yapım sayılmaz.

Kısaca konusuna değinelim… Soyadı Sisters olan Eli ve Charlie’nin arayış macerasını anlatan film, onların tüm film boyunca “önemli” bir keşfe imza atmış bir adama ulaşma hikayelerine odaklanıyor. Görev gereği bir adamın peşinde olan ikili, onları bulmak için epey bir yol alırlar ve onlara engel olan herkesin şapkasını uçururlar.

Evet, tüm hikaye bundan ibaret. Bir arayış hikayesi. O dönemlerin meşhur nehirde altın arama hikayesine odaklanan film, ikilinin döküldüğü zaman altınların ortaya çıkmasını sağlayan bir formülün peşinde olmasını ve bu yolculuk sırasında -çoğunlukla- Charlie’nin ruh hastası tavırlarını anlatıyor. Görev gereği yola çıkmış olsalar da yol boyunca keyif yapmaya çalışırlar. Bozan olursa da kafasına sıkarlar. Sisters kardeşler oldukça iyi silahşörler. Hele ki Charlie, tam bir manyak.

Birbirini çok seven ama çoğunlukla manyak Charlie’nin macera arayışı yüzünden belaya bulaşan ikili, gerekli gereksiz birçok ölüme sebebiyet veriyorlar. Charlie, vahşiliği ve ona ek alkol problemi yüzünden kardeşine bile bazen kötü davranıyor. Tabii ki Joaquin Phonenix, yine ve yeniden harika oynamış. Kardeşi John C. Reilly de tertemiz bir oyunculuk sergilemiş. Riz Ahmed’i de anlıyorum fakat Jake Gyllenhaal’un filmde ne işi var belli değil ki filmin “eh işte” olma sebeplerinden biri bu.

Sözün özü… Altınları ortaya çıkaran bir formül için dere tepe düz giden 2 kardeşin önlerine çıkan herkesi Western John Wick misali öldürmesinin anlatıldığı filmde öyle ekstrem bir şey yok. Basit ve sıradan bir hikaye. Bol bol ölüm var, güzel oyunculuk var; final sahnesindeki çekim fevkalade. Ama onun ötesinde filmde “özel” olabilecek hiçbir şey yok.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın