Suare Film yapımcılığında, Kırklareli’nin Üsküp İlçesi’nde çekimleri gerçekleştirilen Şeytan-i İns filminin yönetmen koltuğunda Sonsuz Bir Aşk (2014), New York Masalı (2016), Yeni Başlayanlar İçin Hayatta Kalma Sanatı (2017) gibi filmlerin ve O Hayat Benim (2014), Hayatımın Aşkı (2016), Nerdesin Birader? (2017) gibi dizilerin sanat yönetmenliğini; Semt Çocukları (2018) adlı dizinin ise hem senaryo yazarlığını hem de yönetmenliğini yapmış olan Gökhan Arı bulunuyor. Görüntü yönetmenliğini Hannas: Karanlıkta Saklanan (2015), Şeytanın Çocukları: El Ebyaz (2015) gibi Türk korku filmlerinin de görüntü yönetmenliğini yapmış olan Vedat Dikmetaş üstlenirken, müzikler Ajlan Akyüz’e ait. Sanat yönetmenliğini Hakan Sur’un yaptığı filmin oyuncu kadrosunda ise Emre Özmen, Derya Çavuşoğlu, Betran Dirikolu, Ali Oğuz Şenol, Damla Özovalı, Özge Dörter, Halil Can, İsmail Ülgey, Sefa Zengin gibi isimler bulunuyor.

Filmin konusunu doğumundan hemen sonra ölen ailesine ilişkin sırları açığa çıkarmak için bir grup arkadaşıyla İstanbul’dan doğduğu köye giden Semih’in yaşadıkları oluşturuyor. Semih anneannesiyle beraber İstanbul’da bir yaşam sürmektedir. Annesi ve babası bundan tam otuz üç sene önce işledikleri bir günah yüzünden ölmüştür. Ancak Semih, anne ve babasının trafik kazasında öldüğünü sanmaktadır. Semih son dönemlerinde garip rüyalar görmeye başlayınca ailesine ait sırları doğduğu köye ve eve giderek çözebileceğine inanmaya başlar. Semih’in köyde tanıştığı ve akrabası olduğunu söyleyen Salih, Semih’in ailesine ilişkin bütün sırları ve cevapları barındırmaktadır.

Türk korku sinemasında Azap (2015), Sinsiran: Yasak Aşk (2017), Bezm-i Ezel (2017) gibi az sayıda filmde karşımıza çıkan ancak Anadolu inanışlarında sıklıkla anlatılagelen cin düğünü; neredeyse her filmde karşımıza çıkan terk edilmiş mekânlarda cinlerin bulunması, cinlerin defineleri koruduğuna yönelik rivayetlere değin birçok halk inanışı Şeytan-i İns’te karşımıza çıkıyor.

Çekim kalitesinden renk düzenlemesine, makyajdan büyü yapılan odadaki mekân tasarımına değin oldukça başarılı olan Şeytan-i İns, oyuncuların performanslarının yapaylığı ve tekrar eden gereksiz diyaloglar nedeniyle neredeyse her sahnede tekliyor. Semum (2008) ve Dabbe 2 (2009) filmlerinden tanıdığımız Sefa Zengin’in ya da Betran Dirikolu’nun performansları maalesef Emre Özmen ve Derya Çavuşoğlu’nun yapay oyunculuklarını örtemiyor; dolayısıyla başrolde yer alan oyuncuların başarısızlıkları tüm filme mâl oluyor. Sahneler arasında geçişlerde yaşanan kopukluk, flashbacklerin yanlış zamanlarda araya girmesi de izleyiciyi zorlayan etmenler arasında. Bu kopukluğun bir nedeni de başarısız olabilme ihtimali oldukça yüksek, özel efekt kullanılacak sahnelerin karartmayla aniden kesilerek geçmesi. Kötü özel efekt koymak yerine bu tercih oldukça doğru olmasına rağmen sahnenin devam etmesi gereken yerlerde anî kesmelerin olması da izleyiciyi filmden koparıyor. Dolayısıyla çok ince bir çizgide kotarılması gereken bu durum maalesef Şeytan-i İns’te kotarılamayıp başarısız kurguyla sonuçlanıyor.

İyi bir öyküyle yola çıkılmış olsa da senaryodaki aksaklıkların bir kısmı “Buraya gelmemeliydik” gibi bir repliğin sürekli tekrarlanması gibi sorunlardan oluşuyor. Kötü bir oyunculuk performansına tekrar eden replik eklenince maalesef izleyici filme odaklanmakta zorlanıyor. Bunun sebebi ise, hikâyedeki gerilim unsurlarının senaryoda olaylar veya akışa değil, karakterlere ve dolayısıyla mimik ve jestlere dayanmasından kaynaklanıyor.

Sonuç olarak Şeytan-i İns birçok yönden amatör yapımlardan kendini sıyırmaya yetecek kapasiteyle yola çıkmış olsa da, başroldeki oyuncuların performanslarının yapaylığı ve kurgudaki sorunlar nedeniyle yolda kalmaktan kurtulamıyor.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın