Yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay’ın Berlin’de En İyi İlk Film ödülünü alan Oray, bir hayata tutunma hikayesi. Gençlik yıllarında suça bulaşan ve hapse giren Oray, “dışarı”da kurduğu yeni hayatta eski alışkanlıklarından uzak durmaya çalışmaktadır. Öfkesini kontrol altına almak ve daha iyi bir insan olmak için İslam’a tutunur. İnancı ve karısı Burcu’ya aşkı onun için en önemli şeylerdir. Fakat bir kavga sırasında öfkesine hâkim olamaz ve karısına “boş ol” der. Danıştığı imama göre karısından bir süre uzak kalması gerekmektedir. Bu zorunlu ayrılık Oray’ın hayatta durduğu yeri ve inancını sorgulamasına yol açar.

Filmin, aldığı En İyi İlk Film ödülünü sonuna kadar hak ettiğini söyleyebilirim öncelikle. Kimlik arayışı, inanç, aşk ve arkadaşlık üzerine söyledikleri ve gösterdikleri oldukça sade, gösterişten uzak ve etkileyici. Büyükatalay, tamamen baş karakterin bakış açısıyla anlattığı hikayesinde bizi Oray’ın dünyasına öyle güzel sokuyor ki onunla empati kurmaktan ve hatta sevmekten kendimizi alamıyoruz. Gerçekten sempatik bir karakter yaratılmış. Yaptığı doğru veya yanlış tercihler bizi de sürüklüyor, içine alıyor. Bunda rolü canlandıran oyuncu Zejhun Demirov’un payı da oldukça büyük. Çok iyi bir performans izliyoruz kendisinden.

Yabancı bir ülkede doğmak ve büyümek fakat oraya ait hissedememek, ait hissetmek için bir topluluğa sığınmak, kendini orada aramak gibi mevzular üzerine düşündürüyor film sizi. Aynı zamanda yaşam savaşı vermek, para kazanmaya çalışmak ve sevdiğiniz insanı kaybetmeme çabasının da ne kadar ağır olabileceğini anlatıyor. Filmin tek kusuru son 10-15 dakikası. Finale doğru olay örgüsünde oldubittiye gelen bir durum oluşuyor. Oray’ın yaptığı tercihin nedenini tam olarak anlayamıyoruz. Bu da son noktaya kadar başarılı ilerleyen filmi bir miktar zedeliyor. Fakat buna rağmen, bir ilk film olarak seyre değer ve güçlü bir anlatı olarak aklımızda kalıyor.

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın