Sinema, siyah beyaz dönemde bile renkliydi. 1902 yılında George Melies ve Alica Guy-Blache, çektikleri filmleri tek tek her karesini boyayarak ilk renkli filmleri yaptı. Negatif boyamak aşırı derecede zahmetli de olsa çıkan görüntü çok güzeldi. Buna cüret edebilen herkes renkli film yapabiliyordu. 60’lardan sonra renkli filmler git gide arttı. Fakat siyah beyaz filmler asla bitmedi. Hatta, renkli filmlerin artması, siyah ile beyazın anlamını çoğalttı. Siyah beyaz film izlediğiniz zaman nasıl bir film izleyeceğiniz, neler olabileceğini kısmen tahmin edebilirsiniz. Ruhunu belli eder.

Siyah beyaz filmler hala çekiliyor. 2000’den sonra da devam etti. Bunların arasında Oscar, Altın Palmiye kazananı bile var. Biz de size, 2000’den sonra çekilen, birbirinden güzel 10 siyah beyaz filmi listeledik:

1The Man Who Wasnt There, 2001

Coen Kardeşler’in yönetmenliğindeki traji-komik dram filminin başrolünde Billy Bob Thornton yer alıyor. Filmin esin kaynağı ise Coen’lerin, The Hudsucker Proxy filmlerini çekerken gördükleri 1940’ların farklı saç kesimlerinin bulunduğu bir poster. Ayrıca Albert Camus ve James M. Cain’in izleri de filmde görülebilir. Filmin sinematografisi oldukça başarılı bulundu. İzleyiciye gerçekten 1950’lerde çekilmiş bir filmmiş izlenimi verdiği fark edildi.

Kaliforniya’da berberlik yapan Ed Crane, karısının onu aldattığını fark eder. Aslında mağaza müdürüyle birlikte oluyordur. Ed’in önüne bir şantaj yapma fırsatı çıkar ve alacağı parayla hayatını değiştireceğini düşünür. Fakat işler umduğu gibi gitmeyecektir, Ed’i birçok karanlık yol beklemektedir.

2Coffee and Cigarettes, 2003

Iggy Pop, Tom Waits, Bill Murray, Roberto Benigni, Steve Buscemi ve birçok önemli oyuncunun yer aldığı Coffee and Cigarettes; Jim Jarmusch’un birkaç kısa filminin birleşmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu sebeple filmin yapımı ortalama 17 yıl sürmüştür. Filmin merkezinde sigara ve kahve vardır. İnsanlar onların eşliğinde sohbet eder. Genellikle dertlerinden, hayattaki gayelerinden ya da bizler için çok basit gibi görünen fakat onlar için önem teşkil eden detaylardan bahsederler. Her hikaye birbirinden farklıdır fakat hepsi de dinlemeye değerler.

3Sin City, 2005

Listenin en farklı filmi Sin City olsa gerek. Bunca film arasında böylesine bir aksiyon neden var diye sorabilirsiniz? Nedeni şu: Sin City, yapılmış en sanatsal aksiyon filmlerinden biridir. Filmin siyah beyaz olması, tamamının yeşil perdede çekilmesi, açılar ve hikayenin gidişatı. Robert Rodriguez’in yönetmenliğini yaptığı filmde Jessica Alba, Rosario Dawson, Benicio del Toro, Mickey Rouge, Michael Madson, Bruce Willis, Elijah Wood gibi birçok ünlü oyuncu yer almaktadır. Filmin kısa bir segmentini Tarantino’nun yönettiği film 21. yüzyılın en ilgi çekici siyah beyaz filmlerinden biridir.

4The White Ribbon, 2009

Çoğu sinefilin ”enler” listesinde yer alan büyük yönetmen Michael Haneke’nin klasiği The White Ribbon 21. yüzyılın neredeyse en önemli filmleri arasında görülmekte. 62. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazanan film, Birinci Dünya Savaşı arifesinin Almanya’sı konu ediliyor. Filmde geleneksel düzen, eğitim sistemi ve yetişkinlerin bakış açıları eleştiriliyor. Bir köy öğretmeninin geriye dönük bir biçimde ağzından anlatılan hikayede yaşadıkların köyün birçok hikayesine tanık oluyor ve bunları konu başlıkları altında sorguluyoruz.

5The Artist, 2011

Michel Hazanavicius’un 5 Oscar adaylı filmi. The Artist, aday olduğu 2012 yılında “En İyi Film” seçilmişti. Film sadece, siyah beyaz değil aynı zamanda da içinde tek bir diyalog yok. Renk olmadan, diyalog olmadan Oscar alabilmeyi başarmış bir filmin kötü olması zordur değil mi? Hollywood’un ilk dönemlerinde geçen film, sinemaya sesin gelmesini anlatıyor. 1927’de sesin gelmesiyle Hollywood’da birçok kişi işsiz kalmıştı. Sesi güzel olmayan bütün yıldızlar sinemadan uzaklaşmak zorunda kalmıştı. The Artist de, sessiz sinema döneminde yıldız olan bir oyuncunun sesin gelmesi ile çektiği zorlukları eğlenceli ve müzikal bir dille anlatıyor.

6Frances Ha, 2012

Frances Ha, kısacası: Hayallerinin peşini asla bırakma temalı bir film. Yönetmenliğini Noah Baumbach’ın yaptığı, başrolünde Greta Gerwig’in olduğu filmde Greta Gerwig, hayallerinin peşinde bir koşan bir polyanayı canlandırıyor. Dans öğretmeni olmak isteyen Frances, bunun için elinden gelen her şeyi yapıyor fakat hayat o kadar adil değil ve size her istediğini vermiyor. Hatta bazen hiç vermiyor. İşler istediğiniz gibi gitmiyor, arkadaşlarınız sizi satabiliyor. Frances bu süreçte büyük bir mücadele vermek zorunda kalıyor. Minimalist bir mücadele filmi de diyebiliriz Frances Ha için.

7Nebraska, 2013

Minimalist filmlerin yönetmeni Alexander Payne’in yönetmenliğini yaptığı bu tatlı film 2013’te 6 dayda Oscar adayı olmuştu. Kadrosunda Bruce Dern ve June Squibb gibi yılların isimlerinin olduğu film bir baba oğul hikayesini anlatıyor aslında. Piyangoyu tutturduğunu düşünen baba parayı almak ister fakat kendisini götüren kimse yoktur. Baba da Nebraska’ya tek başına yürümeye kalkar. Tabii babayı yarı yolda yakalarlar ve eve getirirler ama inat o inattır. Oğul da babasının inadını kırmaz ve Nebraska’ya yolculuk başlamış olur. Nebraska yolu da babanın doğup büyüdüğü kasabadan geçmektedir. Kasaba ziyareti milyoner baba için ilginç olacaktır. Baba-oğul ilişkileri, paranın insan üzerinde etkileri, eski arkadaşlıklar üzerine basit ama etkili bir film olan Nebraska listede izlemeye değer en güzel filmlerden biridir.

8Ida, 2013

Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ını kucaklayan Polonya-Danimarka yapımı Ida, Pawel Pawlikowski yönetmenliğinde olan ve son dönemin başyapıtlarından biri. Kendini Tanrı’ya adayan Ida rahibe olmaya karar vermiştir. Ailesini Nazi döneminde kaybeden Ida son görevini yerine getirmeye karar verir. Kendisini görmek istemeyen teyzesini ziyarete gider. Ailesini kim öldürmüştür ve mezarları nerededir? Teyzesiyle beraber bu amaç peşindedirler. Aynı zamanda Ida aynı zamanda ilk defa dış dünya ile temas halindedir. Kendisinin tam zıttı bir karaktere sahip olan teyzesi onu kendi yaşam biçimini sorgulamaya iter.

1960’larda geçen filmin sinematografisi oldukça başarılı. Filmde teknik açıdan birçok kural kırılmış ve bunların belli nedenleri var.

9Sen Aydınlatırsın Geceyi, 2013

Ali Atay ile Demet Evgar’ın başrollerini paylaştığı Sen Aydınlatırsın Geceyi filmi son yıllarda Türk Sineması’na altın harflerle adını yazdırabilen filmlerden biri desek abartmış olmayız. Ayrıca oyuncu kadrosunda Ahmet Mümtaz Taylan’dan Ercan Kesal’a kadar birçok önemli oyuncu yer alıyor. Garip abimiz Onur Ünlü’nün yönetmenliğindeki filmde hikaye fantastik, absürt, sürreal ögelerden besleniyor. Zaten filmi diğer Türk filmlerinden ayıran yönü hiç şüphesiz ki hikayenin anlatım biçimi. Filmin diğer sinematik özelliklerinden biri de siyah beyaz olması ve bunun öyküye uygun bir şekilde yedirilmiş olması.

10A Girl Walks Home Alone at Night, 2014

Ana Lily Amirpour’un yapım aşamasında çok zorlandığı ama sonradan filmiyle kendini ispatlayabildiği ilk uzun metrajı A Girl Walks Home Alone at Night, İran’da Bad City adlı bir yerde yaşayan bir vampirin hikayesini anlatıyor. Bu kasaba fahişelikten uyuşturucu satıcılarına kadar birçok suçu barındıran bir yer. Vampir kadın ise suçluları kendince cezalandırarak adalet dağıtmaya çalışıyor. Bir süre sonra hayatı pek de düzgün gitmeyen Arash ile karşılaşıyor ve olaylar gelişmeye başlıyor.

Western, gerilim türleriyle vampir temasını harmanlayan film neredeyse bir ilk olarak sayılıyor. Filmde kullanılan müzikler ise arşivlik!

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın