* Bu yazıda Türkçe’nin en önemli  şairlerden birinin ölümü sebebiyle şiirinden ve son kitabından söz edeceğim. 

Ülkü Tamer, 1950 kuşağının şair sesi. İkinci Yeni akımı içinde anılır ismi. Oysa oraya daha sonradan dahil olmuştur. Sonradan katılmasına rağmen Turgut Uyar’dan Cemal Süreya’dan daha ‘yeni’dir. Klişelerden uzak durur ve yeni bir ses yaratır kendine. Cemal Süreya, onun ilk şiirleri için Nuh’un Gemisi benzetmesini yapar. (Şapkam Dolu Çiçekle – YKY / Suçsuzluğun Şiiri) Islık Yayınları’ndan 2014 yılında çıkan ‘bir adın yolculuktu’ son şiir kitabına aldığı şiirlerle bu benzetmenin haklılığını kanıtlar. Çünkü Antep sevdalısı Tamer; Nakıp Ali’den Davut’un Demirci dükkanına, Tarancı’dan Necatigil’e; Zeus’dan Penolepe’ye kadar herkesi şiirine alıyor.

 

HAYATINA KISACA BİR BAKIŞ

Ülkü Tamer, kitapsever bir anne ile kütüphanesi dopdolu bir babanın oğlu olarak Antep’te doğduğunda yıl 1937’dir.  Dünya henüz çirkinleşmemiştir. Okumayı okula başlamadan annesinden öğrenir. Şiir sevgisi ilkokul yıllarına rastlar. Yine annesinin ona çocukken okuduğu şiirler etkilidir. İlkokulda yazmaya başladığı şiirleri Robert Kolej yıllarında da devam eder. Artık burada edebiyat üzerine okumalar yapar ve şiir zevkini geliştirir; okulun şiir topluluklarına katılır. İlk şiiri Kaynak dergisinde sonrakileri ise Varlık, Yeditepe, Pazar Postası, A, Yeni Dergi gibi önemli dergilerde yer alır. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirir. Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra çevirmenlik de yapar. Edith Hamilton’dan çevirdiği Mitologya ile TDK 1963 Çeviri Ödülü’ne layık görülür.  Hikayelerini topladığı Alleben Öyküleri 1991 yılında Yunus Nadi Öykü Armağanı kazanır. Anılarının bir bölümünü Yaşamak Hatırlamaktır adıyla kitaplaştırır. 1994 yılında bütün şiirlerini Yanardağın Üstündeki Kuş ismiyle yayımlar. 1994’ten sonra yayımlanan ve toplu şiirlerine girmemiş şiirlerini de 2014 yılında Bir Adın Yolcuktu kitabında toplar. Aynı yıl Can Yayınları’nca Tarihte Yaşanmış Olaylar kitabı öykü kitabı basılır. Harry Potter başta olmak üzere çeşitli yazarların çocuk kitaplarının çevirmenliğini yapar. Bunun dışında kendi yazdığı çocuk kitapları da vardır.

POETİKASIZ ŞAİRİN ŞİİRİ

Ülkü Tamer’in ismi hep İkinci Yeni akımıyla birlikte anılır. Kendisi bu akıma daha sonra dahil olmuş ve arkadaşlarının şiirlerinden ve klişelerden uzak şiirler yazmıştır. Nesirler yazmış olmasına rağmen kendine ait bir poetika yazmamıştır. Şiirle ilgili ya da şiire dair görüşünü kendine saklamıştır. Aslında onun poetikasını ‘Şiir İçin Cevaplar’ şiiri sayılabilir. O 1950 kuşağının tek şairidir. Çağdaşlarının öykülerine taşıdıkları sorunları o şiirine taşımıştır. İstanbul’un kentsel dönüşümü, kapitalizmin giderek güçlenmesi ve bunun sonucunda doğan samimiyetsizlik tutunacak dal aratır şaire. Çocukluğa sığınır; doğal ve gerçek olana. Anıları, çocukluğu ve doğa şiirlerinde en sık kullanılan temalardır ve bu üç tema Antep’te birleşir.

İKİNCİ YENİ OLAYI

Ülkü Tamer isminin İkinci Yeni ile birlikte anıldığını söylemiştim. Şiiriyle ilgili sözlerime devam etmeden önce İkinci Yeni şiirini hatırlatmak istedim. İkinci Yeni ismini ilk kez Muzaffer Erdost 1954 yılında Pazar Postası dergisinde kullanır. Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Cemal Süreya ve Sezai Karakoç önde gelen şairlerdir. Kendilerinden önce gündemde olan ‘Garip’ şiirine karşı çıkmış ve kendi şiir anlayışlarını öne sürmüşlerdir. Aslında tek neden bu değildir. Edebiyat hiçbir zaman siyasetten ve toplumsal olaylardan uzak kalmamıştır. İkinci Yeni şiiri baş gösterdiği dönemde tek partili dönem vardı ve toplumsal yoksulluk artık göz ardı edilebilecek bir şey değildi. Tek partili hayatın dayatmacı politikaları sonucu azınlıkta olan aydınlar da direniş yöntemi olarak bilince ait her şeyi ret etmeyi seçmiş. Şairler anlama karşı çıkmış, konuşma dilini şiirden kaldırmış ve salt şiire yönelmişlerdir.

Ülkü Tamer’in şiirlerini bu bağlamda değerlendirmek gerek. Türk şiirinde Batı ve Doğu sentezini en iyi yapan isimlerden birisidir. Batıyı yaptığı çevirilerden öğrenir ve bunu yerli kalıplarda işler. Aynı Tanzimat Dönemi eserlerinde olduğu gibi. Ama Tamer daha başarılıdır. Kendi şiir dilini ilk şiirlerinde oluşturmuştur. Zıtlıkların birliği üzerine inşa eder. Veysel Çolak onun şiiri için “Ülkü Tamer şiiri karşıtların birliği üzerine gelişir ve süreklilik kazanır. Tıpkı yaşam gibi örgütlü ve dağılgandır.” der.

ÇÜNKÜ “BİR ADIN YOLCULUKTU “

77 yaşının şiirlerini Bir Adın Yolculuktu kitabında toplar. Toplu şiirlerine almadığı ve 1994 yılından sonra yazdığı şiirleri içerir. Diğer şiirlerinde de sık karşılaşılan mitoloji ve Antep iç içedir. Bir Adın Yolculuktu şiirinde Odysseia Destanı kahramanları Antep’te yazgılarını yaşarlar. Cevabını bildiği sorular sorar Ülkü Tamer. Bilir ama bilmezden gelir. 7 bölüme ayırdığı şiirde Odysseus’un Antep’te yolculuğunu işler. “Kavaklık neresiydi, İthaka neresi“ diye başlar “kimdi Odysseus / Antep’e gelenlerin delisi miydi” sorusuyla ilk bölümü bitirir. İkinci bölümde Antep’te gezinmeye başlar. “…Alır bir avuç leblebisinden /Alleben’de rakı içmeye gider” Üçüncü bölümde yolcu Odysseus soruları devam eder. “Hep bunu soruyor, hep bunu konuşuyordun” deyişiyle bir başkasının hatırasını anlattığını anlarız. Dördüncü bölümde Antep’e gezinti devam eder. Antepli’ye yolculuğunun nereden başladığını sorar ve cevabını kendi verir. Bir yolculuğu Davut’un demirci dükkanından başlarken bir başkası da Arasa’daki isimsiz kebapçıdan başlar. Bu bölümde saydığı özel isimler önemlidir. Çünkü hepsi Antep’le bütünleşmiş isimlerdir. Aslında şairin kurduğu kendi Antep’inin isimleridir. Mitoloji, dünyanın tecrübesidir. Tanrılardan insanlara aktarılmış bir tecrübe. Şiir de şairlerden okuyucuya aktarılan bir tecrübedir. Ülkü Tamer Odysseus kılığında Antep’te yolculuğa çıkar. Aslında kendi hayatındaki yolculuğudur. Bunu “kim bilir nereden başlatmıştın yolculuğunu / Sait Faik’ten mi, O’Henry’den mi, Çehov’dan mı / Su almak için indiğin istasyon / Bozkırında mıydı Gorki’nin , Konya ovasında mı “ dizelerinde ele verir kendini. “Kavaklık neresiydi , İthaka neresi / Kimdi Odysseus / Antep’ten gelenlerin delisi miydi” diyerek bitirir yolculuğunu. Bu şiiri ilk okuyuşumda bana Kavafis’in meşhur şiirini anımsattı.

“Hiç aklından çıkartma İthaka’yı

Oraya varmak senin başlıca yazgın”

Kitabın ikinci kısmı Neslihan’a Şiirler başlığını taşıyor. Buradaki şiirler İkinci Yeni şiir anlayışının dışında kalıyor. Ünlü ve ünsüz tekrarlarıyla sağlanan kafiyeler ve dörtlükle yazılmış bazı şiirler buna örnek oluşturuyor.

Son şiir kitabında -bana kalırsa- en önemli ve üzerine konuşulacak şey Her Gün Bir Şiir kısmı. Burada çok bilindik ama çok eski bir söz sanatına başvurmuş. Bir şiirin son cümlesi / kelimesi bir sonraki şiirin ilk cümlesi / kelimesi olmuş. Buna Redd’ül acüz denir. Yani sonu başa çevirmek anlamına gelir. Çağdaşlarının şiirde kullanmamak üzerine manifesto yazdığı Divan Şiiri ve Halk Şiiri Tamer’in çoğu şiirinde kendi gösterir. Arayatı başlığını taşıyan bölümdeki şiirler Halk şiiri özellikleri belirgindir. Dörtlükle yazılmış ve halk deyişlerinden de yararlanılmış. Başlı başına bir başka İkinci Yeni’dir Ülkü Tamer.

GETİR BANA

“Varsın yaz biterse bitsin
Sıcak bir kış getir bana
Uykumda sarılmam için
Sonsuz bir düş getir bana

Karda gül açar mı deme
Güneşini esirgeme
Ek yağmuru yüreğime
Bir damla yaş getir bana

Besler beni senin sevdan
Elimi tuttuğun zaman
Bir bulutun kanadından”
Küçük bir kuş getir bana

CEVAP VER

Yorumunuzu buraya girebilirsiniz
İsminizi buraya yazın